Mısırlıoğlu, Şehit Ömer Dama Yatılı Bölge Ortaokulu’nun önünde düzenlediği basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Güvenlik görevlisi bıçakla kovalamış”
"Şehit Ömer Dama Yatılı Bölge Ortaokulu'nun önündeyiz. Burada Perşembe gün başlayıp Cuma gün de devam eden iki günlük bir olay yaşandı. Öğrencilerimize yatılı pansiyonları olan, kız ve erkek öğrenci pansiyonları bulunan bu okulumuzda, iki gün içerisinde Perşembe ve Cuma günkü eğitim saatleri mesaisi içerisinde olaylar meydana geldi.
Perşembe günü iki tane öğrenciyi, burada güvenlik görevlisi olarak çalışan (yüzde kırk engelli bir vatandaş, beş aydır burada çalışıyormuş) Ali Aydın isminde bir güvenlik görevlisi bıçakla kovalamış. Çocuklar çok korkmuş, panik halinde öğretmenlerine sınıfa kaçmışlar. Ama daha sonra bu olay maalesef ne Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ne de İl Emniyet Müdürlüğü'ne bildirildi. Ailelere de bilgi verilmemiş.
“Bu olay üstü örtülmeden kapanmış oldu”
Perşembe günkü olay bu şekilde üstü örtülmüş. Okul idaresinin bu konuyla ilgili aslında Perşembe gün müdahale edebilseydi, olayı Emniyet Güçlerimize ve Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildirseydi, Cuma gün daha büyük olay yaşanmamış olurdu. Ve bu olay üstü örtülmeden, çocuklar da fazla korkutulmadan kapanmış olurdu.
“Güvenlik görevlisi yüzde kırk engelliymiş”
Burada yaşanan olay şu: Burada güvenlik görevlisi olarak çalışan arkadaşımız yüzde kırk engelliymiş. Aynı zamanda bipolar ve şizofrenik rahatsızlığı olduğu söyleniyor. Bildiğimiz, okuldan ve çevreden öğrenci velilerinden duyduğumuz bu. Bize öğrenci velileri ve öğrenciler ulaştı. Bundan dolayı da dün gece 23.30 ile 01.30 arasında biz burada okul etrafında incelemelerde bulunduk. İddia edilen bilgiler, bulgular, materyaller ne varsa onları gördük, fotoğraflarını çektik, bulduk.
“Çocukları bıçakla kovalıyor”
Şimdi Perşembe günkü hadiseden sonra Cuma günü öğlen 12.45 sularında yine bu güvenlikçi arkadaş bir anda yemek yiyen üç yüz öğrenci ve öğretmenin olduğu yemekhaneye dalıyor. Bütün öğrencilere, birkaç öğrenciyi de hedef alarak saldırıyor. Saldırırken elinde tabureyle çocuğun birinin sırtına vuruyor, yaralıyor. Birinin kolunu tutuyor, sıkıyor, kolunu morartıyor. Görüntüleri şimdi sizlere vereceğiz, fotoğraflarını. Ve bu çocukları bıçakla kovalıyor.

“Öğretmenlere de saldırdı”
Öğretmeni itiyor, tehdit ediyor. Okul öğretmeni çocukları korumaya çalışan öğretmenlere saldırıyor. Öğretmenler engel olunca bu sefer hızını alamıyor, dışarıya çıkıyor. Dışarıdan taş yağmuruna tutuyor yemekhanenin olduğu yeri. Yemekhanenin bütün camlarını indiriyor, ön cepheye bakan camları taşla. O taşlar içeride yemek yiyen çocuklarımızın birine isabet edebilirdi, hocalarımızın birine isabet edebilirdi. Ve bu durumdan dolayı daha büyük, telafisi mümkün olmayan bir olay yaşanabilirdi.
“Yönetim zafiyeti var”
Buradaki olay şu, dikkati çekmek istediğimiz olay şu: Burada bir yönetim zafiyeti var. Bu yönetim zafiyeti ne diye soracak olursanız, Eylül ayında bu arkadaş buraya tayin olarak getiriliyor, Burdur'dan geliyor. Geldiğinde bu adam zaten ağır yeşil reçeteli ilaçlar kullandığı belli. Yüzde kırk engelli raporu var, şizofrenik ve bipolar tavırları ve davranışlarıyla belli ki durumu var. Daha önce de çocuklara burada sataşıyor, öğretmenlere ve velilere sataşıyor. Bunu görmelerine, bilmelerine rağmen bu çocuğu burada tutmaya devam ediyorlar, güvenlik görevlisi olarak.

“Kimsesiz çocuklar tehlike altında”
Arkadaşlar burası yatılı, devletin himayesinde olan çocuklar. Yani aileleri dağılmış, kimisinin annesi var babası yok, kiminin babası var annesi yok. Ebeveynleri olmadığı için büyükanneleri, büyükbabalarıyla beraber yaşıyorlar. Hafta içinde de burada pansiyonda, ekonomik durumu zayıf olan ailelerin pansiyonda kalan çocuklarımız. Öğretmenleri korkutmuş. Öğrenciler şu an yaşadığı kaosun ve şokun etkisinde. Pazartesi günü okula gelip gelmeme noktasında bir süre aile tedirgin. Ben ailelerle görüştüm. Ailelere, milliyetim üzerinden baskı yapıldığı söylendi. Ben bunu burada kabul etmediğimizi haykırıyorum, haykırıyorum.
“Çocukların güvenliği devletimizin sorumluluğundadır”
Bu çocuklar devletin himayesinde olan çocuklar. Bunların mal ve can güvenliği bizim sorumluluğumuzdadır, devletimizin sorumluluğundadır. Dolayısıyla bu çocuklar kimsesiz ve fakir çocukları olduğu için burada özürlü insanları sadece çalıştırmak için tutmak, burada vazifeyi ihmalden başka bir şey değildir arkadaşlar. Burada telafisi mümkün olmayan büyük olaylar yaşanabilirdi. Çocuklarımızdan birkaç tanesi ölebilirdi. Öğretmenlerimizden birkaç tanesi hakikaten canından olabilirdi. Arabalarının fotoğraflarını şimdi size vereceğim. Camlarını indirmişler, kapılarını taşla... Yani o taş camı kırsa içinde şoför olsa adam öldürür o vurduğu taş. Böyle bir olayın üstü örtülemez.

Yetkililere çağrı
Afyonkarahisar'da bunun yapılmasına kimse göz yumamaz. Sayın Valimiz başta olmak üzere, Emniyet Müdürümüz, Milli Eğitim Müdürümüz, tüm yetkililer derhal ve ivedi bir şekilde bu okula bakmalı. Biz gece geldik, güvenlik kulübesinde bir tane görevli ve yetkili yok değerli basın mensupları. Bir tane! Elinizi kolunuzu sallayarak okula girin, her türlü kötülüğü yapın çıkın. 'Necisiniz?' diye soran yok. Aydınlatma yok. Aydınlatma yok, bakıyorsunuz yeterli miktarda aydınlatma yok, hafta içinde. Çocuklar burada kalıyor. Çocukları insanlar buraya emanet etmiş. Ama böyle bir durumda yaşadığımız olay şu günümüzde Afyon'un göbeğinde, merkezde bulunan bu okulda yaşadığımız olay hiçbir kelimeyle ifade edilebilir şey değildir, durum değildir.
“Şahıs tutuklandı ama yeterli değil”
Onun için biz burada basınımız aracılığıyla tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz. Bugün, dün o olayları yapan şahıs tutuklandı. Saat 15.30 itibariyle tutuklandı. Şu anda cezaevine gönderildi. Ama bu yeterli değil. Bu yeterli değil. Daha burada büyük eksiklikler var. Bunların bir an evvel gözden geçirilmesi lazım.
Okul idaresine tepki
Okul idaresi bunu nasıl daha önce fark edip de bildirmedi, bu adamı göndermedi buradan? Böyle bir şey olabilir mi Allah aşkına, konuşun. Milli Eğitim Müdürü'nün çocuğu burada kalıyorsa müsaade eder miydi? Yetkililerin herhangi birinin çocuğu burada kalıyorsa, böyle bir adamla baş başa bırakılmasına müsaade eder miydi? Yazıktır, günahtır. Yapmayın Allah aşkına. Böyle bir olaya göz yummak, gerçekten o insanların, o çocukların canını gözden çıkarmakla eş değerdir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Basınımız aracılığıyla da bu olayın duyulmasını istiyoruz. Ve bunun sonuna kadar takipçisi olacağız.
“Okulun fiziki şartları da yetersiz”
Bakın burası okulun arka tarafı. Buradan bu yana giden bir tane yol yok. Aydınlatma yok. Gece burada ışık, insan karası gördüğünde yanıyor, sönüyor. Ama burayı hiçbir şey görmüyor. Burada çocuklar yaşıyor ya! Bu binalarda çocuklar yirmi dört saat kalıyor. Burası bir bakın Allah aşkına, gece zindan gibi karanlık. Her şey kol geziyor, hayvanlar kol geziyor. Burada biz çocuklarımızı koruyamıyoruz. Kapıya koyduğumuz güvenlikçi de şu durumda, şu saçmalığa bakar mısınız? Tesadüf mü bu?
“Velilere baskı yapılmış”
Ve veliler tehdit edilmiş. Bunu buradan haykırıyorum. Velileri tehdit etmek ne demek ya! Evladının canıyla sınıyorsunuz velileri. 'Sakın bu olayı kimseye söylemeyin, sakın bunu duyurmayın, sakın konuşmayın.' Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Veliler çocuğu ölünce mi haberdar edilecek?

“Kanıtlar mevcut”
Beş tane hastaneye giden çocuk kaydı var elimizde. Buradan ambulansla götürülmüş. Resimler burada mı asalım? Servis ettik. Sizlere servis edilmiş. O resimlerde de var zaten bazı şeyler. Ha camları alelacele değiştirtmişler, kırılan camları. Ama cam kırıklarını gizleyememişler, onları bulduk, sökülen o kırılan camları.
“Yetkilileri göreve çağırıyorum”
Onun için buradan Afyonkarahisar Valimiz başta olmak üzere tüm yetkilileri göreve çağırıyorum. Bu okul bir örnek. Tamam burada bir şey yaşandı. Ama Afyon'un genelindeki eğitim sistemindeki bu sıkıntıların tekraren gözden geçirilmesi lazım. Uyuşturucu tacirleri göz geziyor okulların etrafında. Çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Bunların hepsi bir bir soru işareti insanların kafasında. Bunların bir an evvel giderilmesi lazım.
“Çocukların canı ucuz değildir”
Afyon'daki çocukların hayatı bu kadar ucuz değildir. Hiçbirimizin vazgeçilecek bir parmağından, kılının koparılmasına gönlümüz razı gelmez. Bu evlatlar bize emanet edilmiştir. Bu emanet evlatlarımızın da sonuna kadar arkasında duracağız. O gariban ailelerin de sonuna kadar arkasında duracağız.

HABER MERKEZİ
Yorumlar