Yatırımda her dönemin kendine özgü bir stratejisi vardır yada olması gerekir düşüncesindeyim. Bazen belirlenen strateji çok açıktır, bazen de muğlaktır. Tabii bu strateji her yatırımcının kendi risk profiline ve hayata bakış açısına göre de değişir. Öte yandan şunu da gözden kaçırmayalım; bazı insanlar kesinlikle kripto para yada hisse senedi yatırımcısı olamaz, yada olmamalıdır. Örneğin borsa endeksi yada sahip olduğu hisse senedi kaybı eksileri gördüğünde, yada yatırım yaptığı Bitcoin % 5-10 kayıp yaşadığında panikleyen insanların, kripto para veya borsada hisse senedi gibi anapara koruması olmayan riskli yatırım araçlarından uzak durması gerekir düşüncesindeyim, nitekim bu durum kendi ruh sağlıkları açısından da elzemdir. Elbette böyle bir şey yaşandığında doğal olarak dönem dönem çok yüksek getirilerin yaşandığı kripto para ve hisse senedi piyasalarında o dönemki getirilerden mahrum kalmayı da beraberinde getirecektir. Yani finansal piyasalarda yüksek getiri potansiyeli peşinde koşuyorsanız, yüksek riskin bulunduğunu da çok iyi bilmeniz gerekir. Kısaca yatırımcının kendi psikolojisini tanımak için çaba göstermesi ve yatırım yaptığı enstrümanın risklerini ve özelliklerini iyi bilmesi ön şarttır.
Ayrıca bizim gibi kronik ekonomik sorunları olan ülkelerde stabil bir yatırım ortamı yoktur, sürekli değişken bir ortamda da sabit bir strateji ile para kazanılamaz. Örneğin Türkiye’de yatırım anlamında 2023 yazından beri, yani ekonominin makas değiştirip Bakan Mehmet Şimşek’in dümene geçtiği zamandan beri çok temel bir belirleyici faktör var; faiz! İstikrar programı (!) çerçevesinde ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında başvurduğu en güçlü iki silahından biri faiz. Diğer silah da dolar kurunun baskılanarak artış hızının düşük tutulması.
Aslında yapılmak istenen şey çok basit; “Faizi enflasyondan ve dolardaki artıştan büyük tutmak.” Böylelikle vatandaşın dövize yönelmesi engellenip, tüketim de dizginlenerek ve ithalata bağlı ekonomide kur artmadığı için enflasyon düşecek hesabı yapılıyor. Rakamlara baktığımızda da bu politikanın hala geçerli olduğunu görüyoruz. Örneğin son bir yılda dolardaki artış % 22.19, Euro % 40.66, RESMİ enflasyon % 30.89, vadeli mevduatın bileşik getirisi ise %50’lerin üstünde, ortalama bir para piyasası fonunun getirisi de %60 civarı. Gördüğünüz gibi ekonomi yönetiminin uyguladığı politika sonucunda, TL faiz getirisi açık ara önde.
Faiz gibi bu kadar yüksek kazançlı ve garantili güçlü bir rakip varken borsa ve diğer yatırım araçları doğal olarak zorlanıyorlar. Çünkü herhangi bir yatırım aracını yukarı taşıyacak sıcak para, doğal olarak faize kayıyor. Ayrıca ekonomi yönetimince yeni likidite yaratılması için gerekli olan kredi genişlemesi de yüksek faiz nedeniyle yeteri kadar desteklenmiyor.
Şimdi de ülke içindeki diğer yatırım araçlarına bakalım; Borsa İstanbul 2026 yılının başından beri artış trendinde olsa bile, BIST100 geçen yıl bırakın getiri sağlamayı, % 5’e yakın para kaybettirmiş. Diğer bir alternatif olan konut fiyatları ise son bir yılda %32,8 yükselmiş. Enflasyonun altında bir getiri olsa da kira getirisini de dikkate alırsak konutta durum çokta kötü sayılmaz.
Borsa müdavimlerinin birde şöyle bir argümanları var; “Endekse değil hisseye yatırım yapılmalı”, ama bence bu dönemde bu bir aldatmacadır. Çünkü bu dönemde, yani borsanın ana nüvesini oluşturan firmaların gerek vergilerle sıkıştırıldığı, gerekse krediye ulaşımın zorlaştırıldığı bir zamanda kazançlarını artırması çok zordur. Ayrıca faizden daha iyi bir getiri elde etmek mümkünken, yatırımcı neden borsada riske girsin, ki şirketler bile nakitlerini faizde değerlendirmeye başlamışken!
Öbür yandan son birkaç haftada borsa %15’e yakın getiri sağladı, fakat enflasyon farkını dikkate aldığımız da hala zarardan bahsetmek mümkün. Farkında iseniz günlük paylaşımlarımda böyle dönemlerde borsa getirilerinin sınırlı olacağı, hatta zarar yazabileceğini sürekli söylüyorum, ancak geçmişte belli dönemlerde yüksek kazanç sağlayan borsa yatırımcılardan tepki alıyorum. Sanırım bu arkadaşlar geçmişteki o dönemlerin getirisinin küresel ekopolitik nedenlerini tam olarak bilmiyor veya değerlendiremiyorlar. Bazen de “Endeksi neden dikkate alıyorsun, doğru hisseleri seçenler çok iyi getiriler elde ediyor!” diye savunmalar da var. Bu iddia çok doğru olmasa da, evet ortalama da kazanç sağlayanlar da var, zaten öyle de olur, birileri altında kalacak ki birileri de üstünde olsun! Fakat yukarıda rakamlarla gösterdiğim gibi tablo ortada, borsamız geçen yıl kayıp yaşadı, bu yılın başında kıpırdadı ve gelecek için umutlar var, ama ülke ekonomik durumunu ve küresel gelişmeleri göz önüne aldığımda bence bunlar sınırlı görünümdedir.
Öte yandan malumunuz hisse senedi yatırımı bireysel olarak yapıldığında, kimsenin performansını ölçmemiz mümkün değil. Ama fonlar üzerinden yapıldığında performansları değerlendirebiliyoruz. Elbette bu fonları yönetenler, Türkiye’nin en iyi hisse senedi analistleri. TEFAS’a açık ve serbest olmayan hisse senedi yoğun fonlara baktığımızda 75 adet fonun 35’inin son 1 yılda negatif getiri sağladığını da söylemek zorundayım. Hatta son bir yılda en yüksek getiriyi sağlayan hisse senedi yoğun fonun getirisi %28 seviyesinde. Yani hem enflasyonun, hem de faiz getirisinin oldukça altında kalan bir getiri sağlamış, kısaca zarar etmiş. Demek istediğim şey şu; yatırımcı küresel ekopolitik durumu gözönüne alarak ülke ekonomisini değerlendirip, büyük resmi doğru okumak zorundadır, diğer türlü zarar eder. Eğer rüzgar karşıdan esiyorsa, kaptan ne kadar mahir olursa olsun gemiyi yürütmek kolay değildir; yani ülkemiz, ekonomik sorunlarını aşmadan ve ekonomi yönetimi sizlere yukarıda açıkladığım sıkı para politikasından vazgeçmediği sürece borsamızda para kazanmak, deveye hendek atlatmaktan zordur düşüncesindeyim. Elbette faizler inişe geçtikçe bu durum bir miktar düzelecektir. Ama sanıyorum bunun için en azından ülkenin seçim sürecine girmesini beklememiz gerekecek, ki o durum da, yani seçim ekonomisi belki o dönemde bazılarına fayda sağlayacak, fakat seçim sonrası ülkemiz ne yazık ki tekrar bu dönemde çektiğimiz sıkıntılara dönecektir düşüncesindeyim.
Yorumlar