WhatsApp
Advert
Advert

BORSAMIZ NEDEN DÜŞÜŞTE?

Yayınlanma Tarihi :
author

Selami TÜTÜNCÜOĞLU

Ülkede yürütülen enflasyonla mücadele sebebiyle faizlerin yükselmesi ve özellikle 19 Mart İmamoğlu krizi sonrası yaşanan finansal sorunlar nedeniyle borsamızda bir geri çekilme olduğu ortadadır. Nedense bu yaşananları doğru değerlendiremeyen ve borsadaki fiyatlamaları anlamlandıramayan büyük bir kesim de vardır. Bu kişiler “Enflasyon madem bu kadar yüksek, peki borsa neden düşüyor? En azından, şu an 12-13 bin puanda olmamız gerekmez miydi?'' gibi sorular sorarak bazı çıkarımlarda bulunuyorlar.

Bunu soranların veya bu tür çıkarımlar yapanların ülkemizde yürütülen ekonomik politikalardan ve konjoktürden tam olarak haberlerinin olmadığı anlaşılıyor. Öte yandan bu sorular ve çıkarımlar aslında yanlış da değildir; çünkü şu anda yaşananlar konjoktüre de, parasal mekanizmaya da aykırı bir durumdur.

Bir ülkede enflasyon oranı kadar aslında herşey artar, ama ülkemizde yürütülen ekonomik politikalar buna izin vermiyor; çünkü Ekonomi Yönetimi gerek enflasyononun daha fazla artmasını önlemek, gerekse rezervleri muhafaza etmek için döviz kurunu uzun süredir baskılıyor ve gerek döviz kurları, gerekse borsa endeksleri de bundan olumsuz etkileniyor. Ama bunun farkında olmayanlar Yılbaşından önce borsa endeksi 10 bin puandayken; “en az %30 enflasyon olsa, o zaman yıl içinde 13 bini rahat görürüz” düşüncesi ile yatırımlarını sürdürdüler, ama umduklarını pek bulamadılar.

Bu noktada faiz mekanizmasının nasıl işlediğini ve her zaman vurguladığım iktisadi okuryazarlığın ne kadar önemli olduğunu tekrar belirtmek isterim. Ki Bakan Mehmet Şimşek'in geldiğinden beri en doğru sözü de sanırım “Herkesin finansal okuryazarlık öğrenmesi gerekiyor'' oldu.

Sevgili dostlar malumunuz para sıcak bir metadır, yerinde sabit durmaz, nerede daha güvenli bir liman ve daha yüksek kazanç görürse oraya yönelir ve sürekli döner, dolaşır! Bizlerin “fazla risk taşımamak için, yatırımlarınızı bir yere koymayın, sepet yapın” tarzı önerilerini dikkate almaz ve her yere aynı payda da bölünmez; daha kazançlı ve güvenli olan neresi ise orayı tercih eder. Ayrıca paranın dini ve milliyeti yoktur; kimseye acımaz ve nerede daha fazla reel kazanç sağladığını görürse orayı direkt yönelir.

Malumunuz ülkemiz Ekonomi Yönetimi, son 25 yılda ortalama olarak %10 faiz ile ülkeyi fonlayarak ekonomiyi yönetti. Ama özellikle 2008 dünya ekonomik krizi sonrası küresel ekonomide dövizin ucuzlaması bize; “güçlü TL, düşük döviz kuru ve stabil faiz” imkanı sundu ve bu tarz yöntemle ilerleyebildik. Elbette bu durum herkesin tercih ettiği bir durumdu. Ancak, bu dönemde ne yazık ki üretim bazlı ekonomi kurgusundan çıktık ve ithalata dayalı bir tüketim modeline döndük. Ülkemize sıcak döviz çeşitli nedenlerle bir girdi, bir çıktı. Bu durumda ülkede kur şokları yaşanmasına veya devalüasyon yapılmasını mecbur kıldı. Ülkeye döviz girişi, eğer doğrudan yatırım yöntemi ile gerçekleşmeye başlarsa, o zaman faiz düşerken kur yükselmez, ama malesef öyle olmadı.

Son dönemde de benzer bir şey yaşandı ve Ekonomi Yönetimi seçimlerde yaktığı dövizleri ikmal etmek için dışarıdan kaynak aradı, yeterince bulamayınca kurları baskılayıp TL faizlerini yükseltmeyi tercih etti. Carry trade yöntemi ile gerek yabancı, gerekse yerli yatırımcı bu yönteme yöneldi ve büyük kazanç elde ettiler. Bu durum yaşanırken, yatırımcıların borsanın sürekli uçup kaçmasını beklemesi doğru değildir. Ama borsa ülke ekonomisi için vazgeçilmez bir şeydir; bu dönemde hisse bazlı, seçici hareket ederek para kazanılabilir. Şirketler bu yüksek faiz ortamında özkaynaklarını kullanarak yatırım yapmaz/yapamazlar. Hatta borçlarını döndürmekte bile zorlanırlar. Faizler yüksek olduğu için vatandaşta faize yönelir ve talep düşüşü yaşandığı için de şirket ciroları düşer. Aklı başında hiç kimse de yüksek faizli kredi çekerek risk almak istemez.

Ancak, Ekonomi Yönetimi ısrarla görmek istemese de; yurt içinde üretim konusunda sıkıntı yaşanıyorsa ve arz problemi varsa, talepte düşüş olsa bile enflasyon artmaya devam eder. Bu durum da enflasyon sorunundan daha büyük bir risk doğurur; stagflasyon, yani ekonomik durgunlukla birlikte enflasyon yaşanmaya başlanır, işte ülkemizin şu anda düştüğü durum budur.

İktisat pozitif bir bilimdir, dengelerin çok iyi gözetilmesini gerekir, aylardır bu tehlikeye dikkat çekmiştim, ama maalesef bu önlenemedi. Öte yandan stagflasyon olayı enflasyona benzemez, inanılmaz tehlikeli bir şeydir, hem firmalar düşüşe geçer, sanayi daralır, dolayısıyla borsa da bundan büyük zarar görür, hem de enflasyon artmaya devam eder. Yani enflasyonla mücadele için aldığınız tedbirlere devam ederseniz, ülkedeki üretim mekanizmalarını daha da bozarsınız, aksini yaparsanız da enflasyon coşar.

Sonuç olarak borsamızın, ülkemizde yaşanan bu olumsuz ekonomik durumdan etkilenmemesi mümkün değildir. Bunu görüp, “endeks neden uzun süredir yükselmiyor” hayıflaması yerine, bu dönemde ya farklı alanlarda yatırıma yönelmek yada hisse bazlı ve seçici hareket ederek yatırımları değerlendirme yolu tercih edilebilir düşüncesindeyim.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar