Diplomalar artıyor, umutlar azalıyor. Türkiye, eğitimli bir nesli göz göre göre yitiriyor.
Türkiye bugün yalnızca yüksek enflasyonla ya da işsizlikle değil, çok daha derin bir krizle karşı karşıya:
Gelecek krizi.
Resmî istatistiklere göre genç işsizlik oranı hâlâ çift hanelerde seyrediyor. Ancak bu oran, üniversite mezunları arasında çok daha yüksek. Yani Türkiye’de artık “daha çok okuyan daha güvende” değil; aksine, daha çok okuyan daha uzun süre işsiz kalıyor.
Son yirmi yılda üniversite sayısı katlanarak arttı. Fakat bu artışa paralel bir istihdam planlaması yapılmadı. Bölümler açıldı, kontenjanlar şişirildi, mezunlar verildi ama bu mezunların çalışacağı alanlar oluşturulmadı. Bugün Türkiye’de yüz binlerce genç, diplomalı işsiz olarak hayatın dışında kalıyor.
Bir öğretmen, KPSS’den 90 alsa bile yıllarca atanmayı bekliyor.
Bir fizyoterapist, yıllarca insanları ayağa kaldırmayı öğreniyor ama kendi ayakta kalmaya çalışıyor.
Bir veteriner, bir can kurtarmak için yemin etmişken geçimini kurtaramıyor.
Bir eczacı, ilacı değil borcu hesaplıyor.
Bir mimar, şehirleri planlamak yerine hayatını küçültüyor.
Bir mühendis, hayalindeki projeleri değil, hayatta kalma yollarını tasarlıyor.
Bu tablo bireysel başarısızlık değil; yapısal bir çöküştür.
TÜİK verilerine göre her üç gençten biri ne eğitimde ne istihdamda. Bu, sosyal bilimlerde “kayıp kuşak” olarak tanımlanan gruptur. Bu gençler sadece işsiz değil; geleceksizdir.
Ve buradan beyin göçü doğar.
Bugün Türkiye’den en çok gidenler; mühendisler, yazılımcılar, sağlık çalışanları, akademik eğitim almış gençlerdir. Yani bu ülkenin en çok yatırım yaptığı insanlar. Devlet onların eğitimine bütçe ayırır, aileleri yıllarca fedakârlık yapar, üniversiteler onları yetiştirir… Sonra o gençler Almanya’da hasta bakar, Kanada’da depo taşır, Avrupa’da temizlik yapar.
Çünkü orada en azından emeğin karşılığı vardır.
Bu bir tercih değil; bir zorunluluktur.
Bir ülke gençlerine “Burada sana yer yok” dediğinde, o gençler başka bir yer bulur.
Bir ülke gençlerine “Oku ama karşılığını bekleme” dediğinde, o gençler bavul toplar.
Türkiye bugün parasını değil, neslini kaybediyor.
Ve bir ülke neslini kaybettiğinde,
onu geri getirecek hiçbir ekonomik paket yoktur.
Yorumlar