Dünyada önümüzdeki 10 yılda ekopolitik anlamda karşılaşacağımız aslında birkaç temel konu var. Bunlardan ilki, özellikle son dönemde artık yaşamımızın bir parçası haline gelen elektrikli araçlar ve batarya teknolojisi, diğeri sizlerin devamlı dikkatini çektiğim ve bir kaç defada bu konuda detaylı makale yazdığım yapay zeka ve çip teknolojisi, bir diğeri de bu ikisine sıkı sıkıya bağlı olan güneş, rüzgar, jeotermal, bitki artıkları, biyokütle, gel-git ve dalga gibi doğadan kaynaklı ve sürekliliği olan yenilenebilir enerjidir.
Hayatımıza zaten balıklama giriş yapmış olan elektrikli araçlar, batarya ve yenilenebilir enerjiyle ilgili zannediyorum yeterli bilgiye sahibiz, bu nedenle bu konuya detaylı girmek istemiyor, bugün yapay zeka ve çip teknolojisi konusundaki ilave görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Malumunuz bu son teknolojilerin en önemli özelliği çok hızlı gelişmeleri ve mevcut düzeni yıkıp dökerek ilerlemeleri. Son dönemde Avrupa’daki yüzyıllık geleneksel otomotiv şirketlerinin gerilemesi, hatta bazılarının batması herkesin malumu. Bu konudaki yeni gelişmeleri takipte geç kalmaları ve özellikle Çin’den gelen daha ucuz elektrikli araçlarla rekabet edememeleri nedeniyle pazar kaybediyorlar ve daha fazla zarar görmemek için de ülke hükümetlerine baskı yaparak gümrük duvarlarını yükselttiriyorlar. Biz farkında olmasak bile benzer durum bizim ülkemizde de geçerli, Ekonomi Yönetiminin Çinli bir kaç otomobil firmasına bazı tavizler vererek ülkemize girişine izin vermesi üzerine, otomotiv sanayimiz düşüşe geçti. Çünkü Çin pazara girmek için damping uyguluyor ve elektrikli araçlarını diğerlerine nazaran daha ucuza satıyor ve yerli sanayimizi her geçen gün geriletiyor. Öbür yandan yenilenebilir enerji alanındaki gelişmeler yüzümüzü güldürecek cinsten, özellikle güneş ve rüzgar enerjisi alanında ülkemizde çok ciddi yatırımlar yapılmakta, elektrik enerjisi üretimi her geçen gün artmakta, bunun pazarlanması için gayretler artırılmaktadır.
Fakat benim bugün üstünde daha fazla duracağım yapay zeka ve çip teknolojisinin gelişim hızı, elektrikli araçlardan ve yenilenebilir enerjiden çok daha yüksektir ve konunun kimi uzmanlarının bahsettiği eğer doğru ise, yapay zekanın yıkıcı etkisi çok daha fazladır. Öte yandan yapay zekanın etkisinin abartıldığını düşünen küresel düzeyde saygın uzman kişiler de var. Bu nedenle kafalar iyice karışık. Ben şahsen yapay zeka konusunu küçümseyenlerin, ya bu konuya yeteri kadar yakından bakmadıklarını, ya da mevcut düşünce yapısını değiştirmekte zorlandıklarını düşünenlerdenim. Hatırlarsanız benzer bir durum Bitcoin’in ilk zamanlarında da yaşanmıştı, halbuki son istatistiklere göre şu an dünyada toplam 17.134 adet kripto para bulunmaktadır, kripto paraların toplam piyasa değeri 1,32 trilyon dolara ulaşmıştır ve kripto paraların 24 saatlik işlem hacmi şu anda 172 milyar doları bulmuştur.
Yapay zekanın bence ekonomiyi dönüştürmesinin en önemli etkilerinden birisi istihdam piyasası üzerinde olacaktır. Nitekim bu gelişme şu anda gelişmiş ülkelerde yaşanmaya başlamıştır bile, mevcut bazı mesleklere sahip insanların önemli bir kısmı işsiz kalmakta, artık iş bulmakta zorlanmaktadır ve çok kısa süre içerisinde de bu mesleklerin yok olabilme tehlikeleri söz konusudur. Eğer yeterli tedbirler süratle alınmazsa; yani işsiz kalanlara yeni iş alanları ve yeni iş imkanları sağlanamaz ise küresel ekonomi bundan büyük zarar görecek, daha da önemlisi sokakta kalan insanlar toplumsal huzuru bozabilecektir. 20. yüzyıl başındaki Fordist sistemle, seri üretime geçiş yaparak büyük bir üretim ve servet artışına neden olurken, aynı zamanda emek faktörünün de gelir dağılımında payını artırarak ABD’yi hegoman yapan bu gelişmenin önemi malumunuzdur. Sonrasında yaşanan otomasyon devri ile mavi yakalıları hedef alan teknolojik gelişmeler, sanırım şimdi de yapay zeka ile beyaz yakalıları hedef almış durumda. Nitekim şu anda bile ChatGPT birçok beyaz yakalı uzmandan çok daha tutarlı cevaplar sağlayarak, patronlara para kazandırmaya başladılar bile.
Geçmişte yaşanan teknolojik gelişmeler bu zamana kadar, bazı meslekleri ortadan kaldırmış, ama yeni meslekler yaratıp işgücü ihtiyacını gidermiş, işin nevi değişmiş, ama insanlar bir şekilde istihdam edilmişlerdi. Bu dönemde yapay zekanın gelişim hızı önceki döneme göre çok yüksek, bu nedenle adaptasyon için yeteri kadar süre yok düşüncesindeyim. Bu nedenle tedbirler almakta daha hızlı hareket etmeliyiz. Ayrıca yapay zeka uygulamaları kısıtlı alanlarda değil, birçok alanda direkt olarak insan gücünün yerine geçmeye daha fazla aday.
Bir diğer önemli mesele, teknoloji ağırlıklı dünyada ekonomik gücün belli merkezlerde (şirket yada şahıs) toplanmasıdır. Özellikle tekno-feodalizm olarak tanımlanan ve küresel teknoloji şirketlerinin dünyadaki tartışmasız egemenliğini vurgulayan bu kavramı, inanın bundan sonra çok daha fazla duyacağız. Çünkü bu şirketlerin bazıları dünyadaki bir çok ülkeden daha fazla gelir ve servet sahibi. Bu durum sadece şirketler arasında değil, ülkeler arasındaki uçurumların da derinleşmesini beraberinde getirecektir. Bunun nedenini size kısaca açıklayayım; yapay zeka dediğimiz teknoloji gelişmesinin ham maddesi “veri” dir. İhtiyaç olan büyük meblağdaki verinin küresel düzeyde toplanabilmesi, toplanan verileri işleyebilecek altyapının-teknolojinin üretilebilmesi sadece bu sınırlı sayıdaki küresel şirketlerle mümkün olabiliyor. Yani hem ihtiyaç olan veriyi dünya üzerinden toplayabilen, hem de bu altyapıyı üretebilen sadece bir avuç şirket var dünyada. Bu alanda özellikle enerji ve veri merkezi gibi yatırımların çok yüksek meblağlı olması nedeniyle de doğal olarak bir tekel durumu yaratıldı. Ayrıca gidişatın farkında olan gelişmiş ülkeler bu alana destek veriyorlar, bizim gibi diğer ülkeler ise sadece seyirci kalıyor! Örneğin yapay zeka için üretilen çipleri dizayn eden dominant şirket NVIDIA, bunların üretimini yapan şirket TSMC, bu üretimi yapmak için üretilen makineyi üreten şirket ASML ve bu şirketlere güçlü bir şekilde rakip olabilmiş başka bir şirket de şu an için yok. TSMC dışındaki şirketler ABD orijinli, TSMC ise Tayvan kökenli çok uluslu bir şirket, Tayvan hükümeti en büyük bireysel hissedar olmasına rağmen, TSMC'nin çoğunluğu yabancı (elbette çoğu ABD’li) yatırımcılara ait bir şirket. Ayrıca biliyorsunuz Tayvan üzerinde Çin’in sıcak çatışmaya götürecek kadar güçlü bir sahiplenme iddiası var, Çin-ABD kapışmasının zaman zaman alevlenmesin de TSMC’nin etkisinin de olmasını tahmin edebilirsiniz görüşündeyim. Öte yandan gelişmiş devletler, geride kalmamak için, çip üretimi alanına da trilyonlarca dolar yatırım yapmayı sürdürüyorlar.
Diğer taraftan bu çiplerin üretilmesi için gerekli olan hammaddeye sahip olma konusu da önemli bir konu. Burada da dünya imalat merkezi Çin’in hakimiyeti olduğunu görüyoruz, ki ABD ile arasındaki büyük kavganın bir başka nedeni de bu. Önümüzdeki dönemin büyük uluslararası kapışmalarını bu alan üzerinden olacağını da görmek gerekiyor. Nitekim hatırlarsanız Trump Ukrayna’nın sınırlı miktardaki nadir toprak elementlerine sahip olabilmek için Beyaz Saray’da Zelensky’i açık açık aşağılayarak dize getirmişti.
Sonuç olarak yapay zeka ve onun hammaddesi olan çip teknolojisi alanındaki gelişmeler, gelecek dönem küresel ticaret ve hatta sıcak savaşların merkezinde yer alacaktır. Ülkemiz insanı halihazır abuk subuk kısır iç siyasi tartışmalar yerine, bu konulara kafa yorsa, daha fazla geride kalmayız düşüncesindeyim. O günlerin bir an önce gelmesi dileklerimle hepinize iyi günler diliyorum.
Yorumlar