Siyaset; zenginlerin kulübü değil, millet için mücadele eden insanların meydanı olmalıdır.
Ancak son dönemlerde İYİ Parti içerisinde yükselen bazı anlayışların tabanda ciddi rahatsızlık oluşturduğunu görüyorum. Özellikle “parası olmayan siyaset yapmasın” mantığı; bu hareketin kuruluş ruhuna da, milliyetçi mücadele ahlakına da açıkça aykırıdır.
Çünkü İYİ Parti’yi bugünlere taşıyanlar; holding sahipleri, ihale zenginleri ya da makam odalarında siyaset yapanlar değildir.
Bu partiyi büyütenler;
gecesini gündüzüne katan teşkilat mensuplarıdır…
Cebindeki son parayla afiş bastıran insanlardır…
Ailesinden, işinden, zamanından fedakârlık ederek memleket mücadelesi veren adsız kahramanlardır.
Şimdi çıkıp da siyaseti sadece maddi gücü olan insanların alanı hâline getirmek; emek veren binlerce insanı yok saymak anlamına gelir.
Soruyoruz:
İYİ Parti sadece kodamanların mı partisi olacak?
Koltuk sahibi olmak için artık dava adamı olmak değil, para sahibi olmak mı gerekiyor.Teşkilatlarda yıllarca mücadele eden insanların hiçbir değeri yok mu?
Parayı verenin düdüğü çaldığı bir düzen kurulacaksa, bunun neresi milliyetçi siyaset olacaktır?
Daha da vahimi; Toplumda şaibeli olarak anılan bazı isimlerin sırf ekonomik güçleri nedeniyle öne çıkarılması; partinin siyasi kimliğine ve ahlaki duruşuna zarar verdiğini görmeyecek kadar kör mü olmuştur gözler?
Bir siyasi hareketin omurgası para değildir.
İnançtır.
Sadakattir.
Fedakârlıktır.
Eğer siyaset sadece maddi gücü olanların tekelinde şekillenmeye başlarsa, o partiler milletin partisi olmaktan çıkar; seçkinlerin ve çıkar gruplarının organizasyonuna dönüşür.
İYİ Parti’nin önünde bugün çok net bir tercih vardır: Ya kuruluş ruhuna dönüp emek veren insanlara sahip çıkacaklar;
Ya da halktan kopmuş, salon siyasetine teslim olmuş bir vitrin partisi olarak yollarına devam edecekler. Bazen yanlıştan dönmekte Erdem ve fazilettir.
Bir davayı ayakta tutan şey para değil, yürekli inançlı insanların alın teridir.
Ertuğrul Kalafat
Yorumlar