Siyaseti rakiple değil,birbirinizle yapmaya devam ettiğiniz sürece Bir başarı sağlamanız mümkün değildir.
İYİ Parti yüzde 18’lerden bugünlere savrulmuşsa, burada sadece konjonktürden, ittifaklardan ya da medya ambargosundan söz ederek işin içinden çıkamazsınız.
İl Ve ilçe teşkilatlarından genel merkezine kadar herkesin vicdan muhasebesi yapması gerekir.
Nerede hata yaptık?
Kimi dinlemedik?
Kime kulak tıkadık?
Hangi uyarıları “disiplin” diyerek bastırdık?
Sahadan kopan siyaset kuruyan dala benzer. İl başkanları sokakta görünmüyorsa, gençlik kolları heyecan üretmiyorsa, mahalle temsilcileri kapı çalmıyorsa oy oranı da düşer, umut da azalır.
Siyaset sosyal medya bildirileriyle değil, vatandaşın elini sıkarak yapılır.Bir başka gerçek daha var: Kibir...
“Biz biliriz” anlayışı, en büyük siyasi zehirdir.
Eleştiriyi ihanet saymak, farklı fikri düşman görmek, teşkilatı dar bir çevrenin kontrolüne bırakmak partiyi büyütmez; küçültür.
Meral Akşener döneminde yaşanan kırılmalar, kopuşlar ve yön değişiklikleri tabanda ciddi soru işaretleri bıraktı. Sonrasında görevi devralan Müsavat Dervişoğlu için ise asıl mesele, sadece yeni bir söylem kurmak değil; teşkilat ruhunu yeniden ayağa kaldırmaktır.
Vicdan sorgulaması şunu gerektiriyor
Bu parti koltuk için mi kuruldu, yoksa Türkiye ye umut olabilecek bir iddia için mi?
Teşkilat makam için mi var, yoksa mücadele için mi?
Eğer cevap mücadele ise, herkes kendine şunu sormalı:
Ben bu davaya yük müyüm, omuz muyum?
Çalışmayan, sahaya inmeyen, üye kaybını umursamayan yönetici cesur olmalı ve çekilmelidir. Çünkü siyaset sorumluluk işidir. Ve en ağır sorumluluk, başarısızlığı sahiplenmektir.
Vicdanı olan için sandık en büyük muhasebedir.
Bu muhasebe gerçekten yapılıyor mu, yoksa yine erteleniyor mu?
Not bu yazı yapıcı bir eleştiri olup dikkate alındığında partimize büyük katkısı olacağı düşüncesindeyim.
Ertuğrul Kalafat
Yorumlar