WhatsApp
Advert
Advert

KÜRESEL ISINMA VE İKLİM KRİZİ DÜNYAYI TEHDİT EDİYOR!

Yayınlanma Tarihi :
author

Selami TÜTÜNCÜOĞLU

Küresel ısınma ve iklim değişikliği kavramları son dönemde sıkça karşımıza çıkıyor. Bu konuda farkındalık düzeyimizin ve duyarlılığımızın artması gerektiği düşüncesindeyim. 

Küresel ısınma konusunda son dönemdeki gelişmelerden sonra, maalesef gelinen noktada risk ve tehlikelerin arttığını gözlüyoruz. Sıcaklıkta yükseliş öyle bir hal almış durumda ki, bilim son bir yılda yaşanan değişimi açıklamakta zorlanıyor ve konunun uzmanları tedbir almakta geç kalındığını ve gidişatın iyi olmadığını söylüyorlar. Öte yandan dünya hegomanı ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump bu görüşlere katılmıyor ve bu sorunun esas kaynağı olan gelişmiş ülkeler ise alınacak tedbirler için yeterli kaynak tahsis etmiyorlar.

Hava durumu ölçümlerinin başladığı 1881 yılından bu yana dünyanın hiç bu kadar sıcak olmadığı ve geçtiğimiz yıl hava sıcaklığının bir önceki yıla göre 0,3 derece artmış olması endişeleri artırıyor. Rekor derecede sıcaklık yaşarken, 2024’ün en fazla yağmur ve kar yağışına tanık olması da bir başka endişe verici husus. World Meteorological Organization (WMO), Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son araştırmasına göre, 2024 yılında dünya 219 şiddetli fırtına, kuraklık ve sel gibi olağanüstü hava koşulları ile karşılaşmış. Daha ayrıntılı yapılan araştırmalara göre ise, 29 olaydan 26’sının iklim değişimi nedeniyle ortaya çıktığı tespiti yapılmış. Bu olaylardan kaynaklanan ölü sayısı ise 3 bin 700 rakamına ulaşmış, ayrıca milyonlarca insan da yerlerinden olmuş.

Uluslararası İklim Değişim Dairesi isimli Copernicus’un hesaplamaları bu yıl ortalama küresel sıcaklığın, sanayi devri öncesi ortalamanın en az 1,55 derece üzerinde olabileceğini ortaya koydu. Halbuki 2023 yılında bu rakam 1,48 dereceydi. O zaman bile BM Genel Sekreteri António Guterres bir iklim çöküşünden söz etmişti. 

Yani göz göre göre dünyamız aşırı ısınıyor ve insanoğlu neredeyse hiç bir şey yapmıyor. İklim değişiminin ana müsebbibi ise bildiğiniz gibi; doğal gaz, petrol ve kömür, ama bu enerji kaynakları 2024 yılındaki kadar hiç kullanılmamış! Nitekim 2024 yılında, fosil yakıtlar yüzünden karbondioksit ve sera gazı salınımının önceki yıla göre yüzde 0,8 arttığı hesap edilmiş.

“İklim değişimi” kavramı genellikle “küresel ısınma” kavramıyla eş anlamlı olarak kullanılıyor, ama bu doğru değil, çünkü iklim değişimi, uzun zaman diliminde dünya ikliminin hem soğumasını hem de ısınmasını ifade ediyor. Bu terim “küresel ısınma” gibi yeni bir tanım değil; sıcaklık, yağış miktarı ve okyanus akıntıları gibi faktörlerdeki uzun vadeli değişiklikleri içeriyor. İklim değişimi, meteoroloji bilimi ile uğraşan bilim adamları ve kuruluşlarınca dünya çapında yapılan sayısız araştırma ve gözlemlerle belirleniyor. Burada önemli olan husus, uzun vadeli eğilimlerin, yani uzun süreli bir ısınma veya soğuma trendinin olmasını gerektiriyor, ama zaman zaman yukarı veya aşağı yönlü sapmalar da bu kapsamda değerlendiriliyor.

Çok kullanılan başka bir deyim, sera etkisidir. Malumunuz atmosferimiz, dünyayı bir kalkan gibi saran sera gazlarını içerir. Söz konusu sera gazlarının işlevi, dünyadan gelen ısının uzaya sızmasını engellemektir, buna sera etkisi deniyor. Sera etkisi atmosferin kısa dalga boylu güneş ışınlarını büyük ölçüde geçirebilmesine rağmen, dünya yüzeyinden ve havadan yansıyan uzun dalga boylu ısı ışınlarının daha az geçirgen olmasıyla meydana geliyor. Bu durum, karbondioksit veya metan gibi sera gazlarından kaynaklanıyor ve doğal sera etkisi sayesinde dünya, yaşamı mümkün kılan bir sıcaklık seviyesine ulaşabiliyor.

Sera etkisi diye bahsettiğimiz husus, dünyayı sıkıntıya sokan küresel ısınmanın temel nedeni. Çünkü bir çok insan faaliyeti, atmosfere daha fazla sera gazı bırakıyor ve özellikle karbondioksit salınmasına yol açarak doğal sera etkisini artırıyor. Bu durum da dünya yüzeyinin ek olarak ısınmasına neden oluyor. Buna insan kaynaklı sera etkisi deniyor. İnsanoğlunun neden olduğu sera gazı emisyonlarının % 50’den fazlası, elektrik ve ısı üretimi, ulaşım ve endüstriyel süreçler gibi sanayi faaliyetleri için kömür, petrol ve doğal gazın yakılmasından kaynaklanıyor.

Sera gazlarının diğer önemli kaynakları, arazi kullanımı ve tarımsal uygulama değişiklikleridir. Örneğin, ormanların kesilmesi, bataklık ve sulak alanların kurutulması gibi faaliyetler de sera gazlarının artmasında önemli rol oynuyor.

İklim değişimi ile ilgili kısaca açıkladığım bu basit tanımlamalar, hem gelecekte karşımıza daha çok çıkacağı için, hem de her geçen gün atmosfere salınan sera gazının artışı nedeniyle ne büyük bir tehlike içinde olduğumuzu önümüzdeki dönemde daha iyi anlamak için farkındalığımızı artıracaktır düşüncesindeyim.

Malumunuz bilinç düzeyi yüksek bir kitle olsak bile dünyada yaşanan çatışmalar, savaşlar ve ekonomik krizlere daha çok odaklanıyoruz, hatta bu tür meseleler bazen gözlerimizi kör ediyor ve önemli bir başka sorunumuz olan çevreyi ihmal ediyoruz. Çevremize de zaman zaman göz atıp, içinde yaşadığımız dünyamızı gelecek kuşakların da rahatça yaşayabileceği şekilde korumak bizim önemli bir sorumluluğumuz olduğu kadar, evrensel bir karşı duruştur.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar