Ons altın 20 Ağustos’tan bu yana neredeyse soluksuz yükseliyor. O tarihte altının ons fiyatı 3.312 dolarken bu sabah (19 Ekim 2025) altının ons fiyatı 4.249 dolar. 9 haftadır sürekli artıyor ve bu kısa sürede dolar bazında %28’lik bir getirisi oldu. Bu beklenmedik ani yükselişi tarihteki en hızlı yükselişler listesine rahatlıkla yazabiliriz.
Geçtiğimiz günlerde Financial Times’ta çıkan bir haber-yorumda altın’ın fiyatının 200 günlük hareketli ortalamasından %20 daha yukarıda, 200 haftalık hareketli ortalamasından ise %70 yukarıda olduğu yazıyordu. Ancak şunu da peşinen belirtmeliyim; daha önce de benzer bir durum 3 kez yaşandı ve sonrasında altın zirvesinden %20-33 arasında geri çekilmişti. Finansal piyasalarda elbette tarih tekerrür etmez, ama geçmişten alınacak dersler mutlaka alınır. Unutmayalım ki hiçbir ağaç gökyüzüne kadar uzamaz!
Altın fiyatlarının bu kadar çok ve ani artması sonrası uzmanlar ve analistler doğal olarak yorumlarına başladılar, halbuki bu analizler fiyatlar artmadan önce yapılsa idi anlamlı olacaktı, şimdi yapılanlar ise biraz zorlama içeriyor ve sanki yaşanmış olguya bahane bulma yarışına neden oldu!
Bu analizlerde çoğunlukla dünya ekonomisinin Trump politikaları ile 9 aydır süren gümrük vergilerinin yarattığı piyasa belirsizliği, Ortadoğu’da ve Ukrayna’daki çatışmalar ve görece yüksek faiz oranları gerekçe olarak bahsediliyor. Diğer gerekçeler merkez bankalarının yoğun altın talebi, ABD dolarının hakimiyetinin sorgulanıyor olması, muhtemel jeopolitik riskler, ülkelerin yüksek borçlulukları, Fed’in bağımsızlığına ilişkin sorgulamalar, Fed’in faiz indirimine gidecek olması ve ABD enflasyonun yükselme ihtimali gibi bilindik şeyler sıralanıyor. Halbuki bu olgu ve sorgulamalar, altın fiyatlarının aniden fırlamasından önce de vardı ve öte yandan bunlar pekte kalıcı gözükmüyorlar. Akla yatkın tek gerekçe; Trump’ın uyguladığı politikalar nedeniyle, ABD tahvillerinden çıkan merkez bankalarının altın talebi gibi gözüküyor, ki o rakamda aşırı bir meblağ değil.
Öbür yandan bildiğiniz gibi ABD ekonomisi yapay zeka ve teknolojik alana yapılan devasa yatırımlar ve işgücü stoklaması sayesinde ayakta kalıyor. Çin ekonomisi ise, ucuz ihracat ve mali teşviklere dayanıyor. Avrupa ise hala sıkıntıda ve resesyonla flört ediyor. Bizim gibi gelişmekte olan ekonomiler ise, bu zamana kadar nispeten zayıf dolar ve düşük tahvil faizlerinden yararlandı; bu da merkez bankalarına döviz kuru baskısı yaşamadan faiz indirimi yapma lüksü tanıdı. Özetle genel olarak, Trump yaptırımları öncesinde ve hatta sonrasında ABD’ye yapılan ihracatlar ve ABD şirketlerinin stok alımları küresel ekonomiyi sıkıntısız bugünlere getirdi. Yani bazılarının işlerin iyi gitmediği, hatta worst case senaryosu yorumlarına rağmen küresel ekonomi de ciddi bir sorun da yaşanmadı.
Dolayısıyla yapılan yorumlarda “sanki bu işte bir bit yeniği var” sorusu akla geliyor ve spekülasyonlarla giden trene atlama sebepli oluşan yoğun bir talep olma olasılığı yüksek. Hem bireysel, hem de kurumsal yatırımcılar sanki bu trendi kaçırmak istemiyorlar. Onların da yarattığı taleple altın o kadar hızlı yükseliyor ki, yakalayana aşk olsun! Bu aşamada yükselişin ne zaman sona ereceğini ya da nereye kadar gideceğini kestirmek inanın çok zor, çünkü insan davranışlarını doğru kestirebilen bir bilim dalı daha geliştirilemedi! Fakat her geçen gün özellikle küçük yatırımcılar için riskin arttığını da söylemek zorundayım.
İzin verirseniz çalışmama altın’ın diğer yatırım araçlarına nazaran üstün olup olmadığını tarihi ve bilimsel verilerle inceleyerek devam edeyim. Bir çoğunuzun duyduğuna emin olduğum geleneksel bir deyim var; “altın al, hiç kaybetmezsin” şeklinde, ama bu çokta doğru bir şey değildir. Bir değerli metal ve sermaye piyasaları uzmanı olarak bu tür yatırım konularında ilk dikkate aldığım şey, yatırım riskini minimize etmektir ve altın’ın kaybettirmediği iddiasının yanlış tarafının olduğunu bu piyasaya girdiğim ilk yıllarda fiilen görmüş ve dikkatli olmak gerektiğine karar vermiştim. Bu ifademi tabii ki “altın kaybettirir” şeklinde yorumlamamak gerekir. Bu görüşe sahip olmamdaki en büyük etken; bir şeyi kayıp-kazanç açısından incelediğinizde diğer yatırım araçları ile birlikte değerlendirmek zorunda oluşunuzdur ve her zaman altın’ın pozitif tarafta olmadığını görmek şaşırtıcı olmayacaktır.
Değerli metal sektöründe uzmanlığımın tasdiklendiği 2011 Ağustos ayında altın ons başına 1.910 dolar ile tarihi zirvesini yapmıştı ve çevremdeki insanlar “daha nereye çıkacak” diye bana sorup duruyordu. Nihayet o seviyeden satış tepkileri gelmeye başladı, birkaç hafta yüksek volatiliteyle seyretti ve en son Eylül 2012 de 1.790 dolar ile mini bir tepe yaptıktan sonra, gerilemeye başladı. Aralık 2015’te 1.050 dolara kadar düştü, sonra bir yükseliş trendine tekrar girip Haziran 2020’de 2.000 dolarlık sınırı ilk defa aştı, pandemi araya girdi ve o dönemde 2 yıl biraz geriledi ve hep yerinde saydı ve 2023 yılına kadar da 1.600- 2.000 arası gidip geldi. Ocak 2024’den itibaren de sistematik bir yükselişe geçti, adeta zıpladı! Nisan 2025’de 3.000 doları, Ekim 2025’te de 4.000 doları aştı.
Bir yatırımcı için en önemli kıstas, satın alındığı zamandan bu güne kadar geçen süre sonunda kar’da mı, zararda mı olunduğudur, ancak bu hesap diğer tercih edilebilecek yatırım araçları ile birlikte yapılır. İlk önce şunu belirtmekte fayda var; altının USD/ons fiyatı USD kuru ile çarpılınca TL/ons fiyatı belli olur. Bu durumdan dolayı TL bazındaki altın fiyatları, hem uluslararası borsalardaki kotasyonlara, hem de USD kurunun seyri ile direkt ilişkilidir, yani bu durum fiyatları direkt etkiler. Ons fiyatı borsalarda inip çıkarken, tam altın veya başka her türlü gramajda altının TL fiyatı, aynı oranda değişmeyebilir, çünkü kur etkisi de mevcuttur; ancak doğru oranlarda değişmez ise muhakkak hızla arbitraj (fiyat farklılıklarından faydalanarak risksiz kazanç elde etme) olur ve denge yeniden sağlanır. Nitekim sadece arbitraj kovalayan ve yapıp kazanan trader’lar vardır.
Geleneksel “altın her zaman iyi yatırımdır” deyimi sadece kaçamak bir deyimdir. Çünkü yukarıda yakın tarihi incelediğimizde gördüğümüz gibi altın her zaman kazandırmaz, bazen de geriye gider, bunu görebilmek için uzun dönemli grafikleri incelemenizi öneririm. Altın’ın da diğer yatırım araçları gibi doğru zamanlarda alınıp satılması gerekir ki, kazanç oluşsun.
Dünyada altın kotasyonları dolar bazındadır ve dövizle işlem yapılır. Dolar almayıp altın almak, eninde sonunda dolar bazında bir işlem yapmak demektir, yani ülkemizdeki dolar talebini düşürmez. Dolayısıyla altın aldıkça hem altın talebi, hem de ülkemiz için dolar ihtiyacı artar. Nitekim bunu önlemek için Ekonomi Yönetimi altın ithalatına kota koymuştur.
Bir dostumun bana yönelttiği “Altın nedir? Bir emtia? Bir takı? Bir yatırım amaçlı metal? Bir finansal araç? Niçin bu fiyatta? Niçin inip çıkıyor? Sarısının parlaklığı mı cazip?” sorularında arandığı gibi, bir emtianın değeri her insana göre değişir ve verdiğiniz değer kadardır, kimisine göre hiç bir değeri olmayabilir.
Altın, diğer tüm emtialar gibi inişli çıkışlı seyreder. Her zaman “yukarı çıkar ve kazandırır” diye bir kural asla yoktur. Doğru zamanda alınıp doğru zamanda satılmalıdır. Ayrıca kazanç-kayıp hesaplamalarında uzun vadelerde enflasyon etkileri de mutlaka dikkate alınmalıdır. Konservatif düşünce yapısı ile sürekli kazandıran ve alıp kenara koyulacak bir emtia değildir, elimize yapışmadan elden çıkarabilmeyi ve tekrar alabilmeyi de bilmek gerekir.
Birçok yatırımcının yoğun bir hareketin içinde yer aldığı, şu sıralar yaşanan alım satımlarda gerçekleşen bu şekildeki hızlı ve ani yükselişlerin düzeltmeleri sert olur. Fiyatlar merdivenle yukarı çıkarken, genellikle düşerken pencereden atlar, bu nedenle dikkatli olmak gerekir. Doğrudur; dünya değişiyor, merkez bankaları altın topluyor, doların hakimiyeti de sorgulanıyor, ama bu faktörler 3 ay önce de vardı ve emin olun 3 ay sonra da olacaktır. Fakat altın fiyatlarının bu düzeyde ani artışının makul bir gerekçesi malesef yok!
Küresel düzeyde çok büyük değişiklikler olmadı, jeopolitik risklerde artmıyor, aksine azalıyor ve azalma trendine girdi, nitekim petrol fiyatları bu nedenle 60 doların altına düştü, altın arz-talep dengesinde de büyük değişiklik yok, hatta bazı ülkelerde büyük çaplı altın rezervleri bulunduğuna dair haberler var. Dolayısıyla altın fiyatlarının artışının nedeninin, piyasa büyüklerinin yaptığı spekülasyonlar olduğunu değerlendiriyorum. Bence de altın’a olan talep kısa ve orta vadede canlı kalmaya devam edebilir. Muhtemelen bir süre sonra 5.000 dolarları da konuşabiliriz. Ama bu kadar oyuncunun olduğu yerde tersine hareketin başlaması ve aralık olan kapıdan çok kişinin girmeye çalışmasıyla küçük yatırımcılar incitici kısa vadeli hareketler görülebilir, dolayısıyla spekülatörlerin beyanatlarına fazla itibar etmemek ve dikkatli olmak gerekir görüşündeyim. Çünkü daha önce defalarca benzerlerini yaşadık, hatta petrol fiyatlarının bile negatif seviyelere indiğini gördük, ama tekrar olması gereken seviyelere döndüler.
Hatırlarsanız pandemi döneminde güvenli liman olarak görülen altının fiyatının artmasını beklerken, tam tersini yaşadık, çünkü küresel bazda enflasyon ve faizler yükselmişti, sonuçta dolar değerlendi, altın nerdeyse 2 yıl çakıldı kaldı. Halbuki bu olay gerçekleşmeden önce kimse bunun mümkün olabileceğini düşünmemişti.
Yatırımcı bana göre uzun vadeli düşünmelidir ve uzun vadeli yatırımcılığın bazı temel kuralları vardır. Bunlardan biri çeşitlendirme yapmak (paçal, sepet), yani portföyünüzü farklı enstrümanlardan oluşturarak riski minimize etmektir. Bir diğer kural ise fiyatı çok yükselen enstrümanın ağırlığı kademeli olarak azaltmaktır. Altın’a da bu kapsamda yaklaşmak portföyün sağlığı açısından yerinde olabilir düşüncesindeyim. Ne boyutta pozisyon değişikliği yapılacağı, herkesin kendi risk ve getiri tercihlerine göre değişmesi doğal bir kuraldır. Ama “daha fazla getiri elde edeceğim” diye kayıpta yaşanabileceği gözardı edilmemelidir.
Her ani, beklenmedik, parabolik ve gerekçeleri bilimsel bazda ve tam olarak açıklanamayan yükselişte, analistlerce o enstrümanın yükselmesini sağlayan akla yatkın olabilen sebepler sıralanır, diğer türlü insanlar buna zaten itibar etmez ve böyle bir yükseliş de olmaz. Fakat işler terse döndüğünde de yine aynı kişiler, düşüşün ne kadar mantıklı olduğunu açıklayacak sebepleri de rahatlıkla bulacaklarından emin olabilirsiniz! Bu nedenle mesele altın da olsa, temel yatırım kurallarından hiç bir zaman çok uzaklaşmanızı önermem.
NOT: Bir arkadaşım da gümüş konusunu sormuş; gümüş asla altın gibi bir yatırım aracı değildir/olamaz ve altın fiyatları yükseldiğinde birilerince hep gündeme taşınır, bunu bilmeniz yeterli olacaktır düşüncesindeyim.
Yorumlar