Yaşadığımız hayatta bol para ile, sadece belli bir süreliğine mutluluğu yakalayabilirsiniz, öbür yandan yeterli paranız olmaz ise mutlu olamazsınız, bunlar bilinen gerçeklerdir. Ancak bu olumlu yada olumsuz etkinin uzun vadeli olması, parayı kazanmakla ilgili değil, nasıl harcadığınıza bağlıdır.
Günümüzde zenginliğe giden kestirme yollarla ilgili bir çok efsane dillerde dolaşmaktadır, ama şu bilinmelidir ki; para kolay kazanılmaz ve ciddi bir beceri ister, ayrıca edinilmiş varlığı korumak daha da önemli bir çaba ve kabiliyet ister ve bu konu çok daha önemlidir. Efsanelere inanırmısınız bilmiyorum, ama şansa dayalı olarak elde edilen zenginliğin, kalıcı olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Öte yandan gerçek zenginlik, sadece bol para ile kendi isteklerini yerine getirerek kişisel tatmin değil, insanlara fayda sağlayacak kalıcı işler (hiç bir karşılık beklemeden yapılan iyilikler ve yardımseverlik gibi) yapmaktan geçmektedir.
Hayatta parayı kazanmanın bir beceri, harcamanın ise kültür gerektirdiği sözü çok doğru bir tespittir. Çünkü paranın iki işlevi vardır. İlki; para bir değiş tokuş aracıdır, yani para verip yiyecek, giyecek, konut, hatta sağlık bile satın alabilirsiniz. İkinci işlevi ise; gelecekte yaşanabilecek olumsuz bir durum korkusunu yenersiniz. “Yaşlılığımda çaresiz, başkasına muhtaç ve perişan kalmamak ve kötü günler için paramı bir kenara ayırdım” dersiniz. Bunlar sizi rahatlatır, ama yetersizdir, uzun vadeli bir mutluluk vermez.
Parayla satın alamayacağınız ve yaşam sürecinde daha fazla ihtiyaç duyduğunuz hususlar çok daha önemlidir. Bunlar zevk ve keyiftir. Hayattan zevk almak ve keyif duymak, ancak edinilmiş iyi bir kültür ile mümkündür ve bunlar için büyük paralara ihtiyaç yoktur. Örneğin resim sanatından zevk almak için sergiler bedavadır, müzik dinlemek herkesin kolaylıkla elde edebileceği zevklerdendir. Ayrıca konserler de belli gelir seviyesinde olanlar için pahalı değildir. Tiyatrolara, hele devlet tiyatrolarına hamburger fiyatına gidebilirsiniz. Aşk ve sevgi için ise bedel ödemenize hiç gerek yoktur. Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan veya entellektüel bir arkadaşınızla yapacağınız kaliteli bir muhabbetten zevk alabiliyorsanız sizden mutlusu inanın yoktur! Hele hele hiç bir karşılık beklemeden yaptığınız hayır ve iyiliklerin verdiği zevk ve keyfi inanın hiç bir şeyde bulamazsınız!
Yaşlılığınız veya önemli bir rahatsızlık durumu için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar, hatta ondan da önemli olan saydığım bu zevkler ve mutluluklar için çok büyük paralar gerekmemektedir. Hatta edinilmiş önemli bir varlığı muhafaza etmek için büyük bir çabaya da ihtiyacınız yoktur. Fakat bunlara sahip olmak için iyi bir aileye ve kültür düzeyi yüksek bir çevreye, ayrıca yaşam süresince belli bir çaba ile edinilecek iyi bir kültür düzeyine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla hayatta daha mutlu olabilmek için, para kazanmaya emek verdiğimiz kadar iyi bir kültür edinmeye de emek verilmelidir. Bunun için de mevcut konumumuzu sorgulamamız, ne tür konularla meşgul olduğumuza, hangi kitapları okuyup hangi konuları araştırdığımıza, günlük yaşamımızda etrafımızda bulunan insanların ve çevrenin bize ne kattığına, bizi kaliteli bir yaşamamı sürüklediğine, yoksa geriye mi götürdüğüne göz atmalıyız ve eğer olumsuz bir durumda isek yönümüzü değiştirmek gerektiği düşüncesindeyim.
Öte yandan ister genç olun; ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz, ihtiyarsınız demektir. Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi, ihtiyar gibi yaşamını sürdüren gençler de malesef etrafımızda dolaşıyorlar, ki bu insanların tek dertleri kişisel günlük tatmin ve/veya daha fazla para kazanabilmek, yani materyalist düşüncenin hakim kılınması ile meşguller, kültür edinmekle ile ilgili hiç bir çabaları yok! Unutmayın ki üst kültüre ulaşmanın yaşı yoktur, sadece çaba gerektirir.
Sonuç olarak insan yaşamı çok kısa sevgili dostlar, onu iyi değerlendirip bu sürecin çok daha mutluluk verici haline dönüşmesini temin etmek insanın kendi elindedir. Ya tutkularımızın esiri olup sadece kendimizi değil, etrafımızı da mutsuz kılmak, yada yeterli bir gelir ve servet ile kültür düzeyini yükseltme çabası ile ve “kötülüklere, bencilliğe ve tamahkarlığa düşman olarak, insanlığın ortak yaşamına katkı sağlamak için iyilik ve hayırseverliğe öncelik vererek” daha mutlu bir yaşamı tercih etmek kendi elimizdedir düşüncesindeyim.
Yorumlar