WhatsApp
Advert
Advert

Ramazan Sözlüğü: “ Diş Kirası “

Yayınlanma Tarihi :
author

Şükrü KABUKÇU Manisa İl Müftüsü

Ramazan Sözlüğü: “ Diş Kirası

8 Ramazan 1447 / 26 Şubat 2026

İbadetleri yerine getirirken her coğrafyada farklı adetlerde ortaya çıkmıştır.

Ramazan ayı gibi özel zaman diliminde sahur ve iftarlar bütün islam coğrafyasında ayrı bir öneme sahiptir. Yine teravih namazları camilerde cemaatle eda edilirken her dört rekâtta selatü selam okuma gibi gelenekler oluşmuştur. Ramazan ayındaki güzel davranışlardan birisi de diş kirası âdetidir.

Özellikle Osmanlılar döneminde eski ramazanlarda iftara gidilen saray ve konaklarda misafirlere verilen hediyeler için kullanılan bir tabirdir. Osmanlı Devleti’nde vükelâ ve devlet ricâlinin saray ve konaklarında her akşam iftar yemeği verilmesi yerleşmiş bir gelenekti. Bu iftarlarda misafirlere ve özellikle fakirlere yemekten sonra diş kirası adıyla para ve çeşitli hediyeler dağıtılırdı. Her adette olduğu gibi diş kirası konusunda da gösteriş ve şatafata varılması tasvip olunamaz. Ancak eve gelen misafirlere özellikle fakirlere karşı hediyeler verilirken diş kirası kavramının kullanılması da bir inceliktir. Bu itibarla ibadetlerin etrafında örülen adetlerin ve geleneklerin özünden uzaklaşmadan ve ibadetin ruhunu zedelemeden yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Oruç, ramazan, yardımlaşma ve başka güzellikleri de içinde barındıran bu tür davranışlar mahalli adetlerdir. Adetler hiçbir zaman ibadetleri gölgelememeli ve ibadetlerimizin özünü de zedelememelidir. Bunu günümüzde çocukların oruç ibadetine alışmaları için bir vesile kılabiliriz. Özellikle büyüklerin imkânları varsa el emeği hazırlayacakları mütevazı hediyeler veya harçlıklar diş kirası adıyla takdim edilebilir. Çocuklar ve gençler kendilerine karşı yapılan güzelliklerden etkilenirler. Bir de bunu ramazan ayı veya bir ibadetle ilintili yaparsak herhalde zihinlerinde daha fazla yer edecektir.

Fadime Aşık “ Osmanlı İstanbul’unda Ramazan Kültürü Ve Ramazan Sofraları”  adlı çalışmasında Diş Kirası hakkında şu bilgileri vermektedir: 

Osmanlı Devleti’nde Ramazan ayında saray ve konaklarda belli bir düzene istinaden iftar yemeği verilmesi gelenek haline gelmiştir. Bu iftar davetlerinde misafirler dışında isteyen herkes için de sofraların bulunduğunu ve gelen kimsenin geri çevrilmediğini aktarmıştık. Davetlerde sunulan envai çeşit yemeklerden ve hoş sohbetlerden sonra, misafirlere ve özellikle dar geçimli konuklara “Diş Kirası” adı altında harçlıklar ve çeşitli hediyeler verilmekteydi. Bu gelenek, önceleri zor durumda olanlara gönül kırmadan yapılan bir yardım olarak kullanılsa da, zamanla değişmiş ve XIX. yüzyıla gelindiğinde gerek Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz‟in saltanat yıllarında, gerekse II. Abdülhamid döneminde adeta bir resmiyet kazanmıştır. Şöyle ki; gerek sarayda, gerekse konaklarda, davet edilen çeşitli mertebede ki devlet erkânına, memurlara ve amirlere padişah veya ev sahibi tarafından mertebeleri göz önüne alınarak hediyeler dağıtılırdı. Üstelik davet sahipleri tarafından verilen bu iftar ve hediyeler bir itibar ölçüsü olarak nitelendirilirdi. Konaklarda verilen davetlerde, özellikle alt odalarda kurulan sofralara icabet eden misafirler, genellikle mahallenin dar geçimli komşuları, fakir akraba, eş dost olurdu. Bunlara iftardan sonra dolgun bir bahşiş verilerek yardımda bulunulurdu. Bu kişiler her Ramazan bir defaya mahsus olmak üzere iftara davet edilirdi. Konağın ev sahibi hali vakti yerinde olan misafirlerine de kadife keselere konulmuş gümüş tabaklar, kehribar tespihler, oltu taşlı ağızlıklar, gümüş yüzükler gibi çeşitli hediyeleri diş kirası olarak sunardı. Bu hediyeleri sunarken de “İftarımıza teşrif ettiğiniz için teşekkür ederiz. Dişinizi meşgul etmemizin karşılığı olarak buyurun diş kiranızı” denilirdi.”

Tarihte var olan bir şeyi aynısıyla yaşatmak elbette mümkün olmayabilir. Ama özellikle oruç ibadeti ile yeni tanışan çocuklarımıza, torunlarımıza veya komşumuzun çocuklarına diş kirası olmasa bile ilk oruç hediyesi gibi hatırda kalacak mütevazı hediyeler ile teşvik etmek yerinde olur. Farz olan bir ibadetin etrafında oluşan davranışlar kültür açısından önemlidir. Elbette ana omurga, yani Allah için oruç tutma bilincini ve şuurunu kaybettirecek hiçbir etkinliğe izin vermemeliyiz. Bizden önceki nesil kendi hayatlarında zamanın ruhuna uygun güzellikler geliştirmişlerdir. Bize düşen bu zamana uygun güzellikleri ortaya koymaktır.

 

 

 

 

 

 

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar