WhatsApp
Advert
Advert

Ramazan Sözlüğü: ” Dua “

Yayınlanma Tarihi :
author

Şükrü KABUKÇU Manisa İl Müftüsü

Ramazan Sözlüğü: ” Dua

27 Ramazan 1447 / 17 Mart 2026

قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا

“  De ki: “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin!

(Ey inkârcılar!) Siz O’nun dinini yalan saydığınız için bunun günahı artık yakanızı bırakmayacak!” “ ( Furkan,25/77)

Ramazan Mektebinin önemli derslerinden birisi de “dua” iklimidir. Kul için dua her zaman önemlidir. Ama oruçlu olduğunda bu daha da önemlidir. Bu sebeple ramazan günlerinde her birimiz dua ikliminden yeterince yararlanmalıyız.

Dua kelimesi, “çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek” mânasındaki da‘vet ve da‘vâ kelimeleri gibi masdar olup, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya vâki olan talep ve niyaz” anlamında isim olarak da kullanılır.

Ayrıca Allah’a sunulacak talepleri sözlü veya yazılı olarak dile getiren metinlere de dua denilir. İslâm literatüründe ise Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesini, sevgi ve tâzim duyguları içinde lutuf ve yardımını dilemesini ifade eder.

Arapça’da kullanıldığı edatlara göre bir kimse için hayır duada veya bedduada bulunmak mânalarını da taşır.

Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi yerde geçen dua kelimesiyle birlikte bazı âyetlerde da‘vâ ve da‘vet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır; ayrıca pek çok âyette dua kökünden fiiller yer almıştır.

 Bu âyetlerde dua ve türevleri Allah’a yakarma, istek ve ihtiyaçlarını arzederek O’nun lutfunu dileme, çağırma, seslenme, davet etme, ibadet etme, yardıma çağırma, bir durumu arzetme, Allah’ın birliğini tanıma, isnat ve iddia etme anlamlarında kullanılmıştır

Duanın ana hedefi insanın Allah’a halini arz etmesi ve O’na niyazda bulunması olduğuna göre dua kul ile Allah arasında bir diyalog anlamı taşır. Bunun gerçekleşmesi için önce Allah insanı kendi varlığından haberdar etmiş, insan da varlığını benimsediği bu yüce kudret karşısında duyduğu saygı ve ümit hisleri sebebiyle kendisinden daha üstün olanla irtibat ihtiyacını duymuştur.

Dua böyle bir irtibat neticesinde insanın bir taraftan kendi ihtiyaç ve eksiklerinin telâfisini, diğer taraftan daha mükemmele ulaşmasını hedefleyen bir diyalog vasıtasıdır.

Bir başka söyleyişle dua sınırlı, sonlu ve âciz olan varlığın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Bu sebeple insan tarihin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır.

Duanın kabulü için şart olmamakla birlikte uygulamada bazı şeklî unsurlar gözetilmiştir. Bunlar daha çok zaman, mekân ve dua şekilleriyle ilgilidir. Dua her yerde yapılabildiği halde tarih boyunca çeşitli dinlerde dua için özel mekânlar tespit edilmiş veya buralarda dua etmenin daha etkili olacağı düşünülmüştür.   

Duanın muhtevasını ve dua edenin iç dünyasını yansıtan dış şekiller duanın bir parçası sayılır. 

İmkân varsa abdestli olarak, kıbleye yönelerek ve temiz bir elbise ile dua etmek gerekir. Bu itibarla duanın edepleri başlığı altında belirtilen konulara dikkat etmek gerekir.

Dua insanın Allah’a kulluk faaliyetlerinin esas unsurudur ve İslâm literatüründe genel anlamda dua terimi, bu unsurun değişik kavramlarla anlatılan çeşitli görünüşlerini de ifade eden geniş bir muhteva kazanmıştır.

Dua fiiline beraber kullanıldığı mef‘ulleriyle bakıldığında bu kavramın dinî muhtevası açıkça görülür.

Buna göre dua kulun Allah’tan bir şey dilemesi, Allah’ı istemesi, Allah’ı yardıma çağırması, anması demek olur. Başka bir ifadeyle kul, içinde bulunduğu şartların tesiriyle bir şey için veya Allah için Allah’a yönelmektedir.

Dua, fiili ve kavlidir.

Hastalandıklarında ne yapmaları gerektiğini soran sahabeye tedavi olun cevabını veren Peygamber Efendimiz dua ile ilgili şunları bize haber vermişlerdir:  “Dua ibadetin ta kendisidir“. “Sizden her kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmıştır. Allah’tan istenilen şeyler arasında O’na en sevimli geleni, afiyettir.” Resûlullah (sav) konuşmasına şöyle devam etmiştir: “Dua, başa gelen ve henüz gelmeyen belaya karşı fayda sağlar. Öyleyse ey Allah’ın kulları, duaya sarılın!” “ “Sizden biriniz, "Dua ettim de duam karşılık görmedi." deyip acele etmediği müddetçe duası karşılık bulur”. “Allah’a, kabul edileceğine gerçekten inanarak dua edin. Bilin ki Allah, ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabul etmez.”

Bu itibarla, dua kolaycılık değildir, tembellik değildir.

Dua, çalışma, tevekkül, tedbir, sabır ve tahammül kavramlarla birlikte değerlendirilir.

Dua, kulun sebeplere sarılıp rabbine iltica etmesidir.  Peygamber efendimizin mübarek hayatında bu en öne çıkan hususlardandır.

O, en kolay veya en zor şartlarda önce yapması gerekenleri yapmış, dünyalık bütün tedbirleri almış sonra da rabbine iltica etmiştir.

Rabbimiz her birimize bir dua makamı ikram etmiştir. Başta her anne-babanın evlatları için, öğretmenin, idarecinin, hastanın, sınırda nöbet bekleyen askerin duası önemlidir.

Ama mazlumların duası daha da önemlidir.

Özellikle belirli mekân ve zamanları yakaladığımızda dua ikliminde doya doya istifade edelim. Üç mescid, Haremeyn ve mescid-i aksa, ramazan günleri, iftar anı, arefe günü, bayram günleri, Cuma saati gibi zaman dilimlerini de asla ihmal etmeyelim.

Bir kardeşimizin bizim için söyleyeceği şu söz ne kadar kıymetlidir değil mi? “ Allah senden razı olsun! “ bu duayı almak büyük bir bahtiyarlıktır esasında.

Dua, her zaman yapılır ve yapmalıyız. Ama özellikle oruçlu iken ve Ramazan ayının son on gününde, arefe günü ve bayram günlerinde yapacağımız dualar önemlidir. Dua, ibadettir. Dua, niyettir. Dua gayret ve hedeftir. Dua, Yaradan’a sığınmaktır. Dua, halimizi Rabbimize arz etmektir. Dua, yalnız olmadığımızı en iyi hissettiren bir ibadettir.

Rabbim bizleri duası makbul olanlardan eylesin. Âmin.

 

 

 

 

begendim
1
Begendim
bayildim
1
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar