Ramazan Sözlüğü: “ İmsak ve İmsakiye “
5 Ramazan 1447 / 23 Şubat 2026
Sözlükte “bir şeyi tutmak, sımsıkı sarılmak, alıkoymak; bir şeyden el çekmek, kendini tutmak” gibi mânalara gelen imsâk, terim olarak “ikinci fecrin (fecr-i sâdık) doğuşundan güneşin batışına kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden nefsi alıkoymak” demektir.
Bu aynı zamanda savm (oruç) kelimesinin de terim anlamıdır. Bazı fıkıh kitaplarında bu şekilde tanımlanan savm diğer bazılarında soyut olarak “belirli şeylerden belirli bir zamanda (belirli şartlarla) kendini alıkoymak” diye tarif edilmiş ve orucun rüknünün imsak olduğu belirtilmiştir.
İmsak daha dar anlamda oruca başlamayı, başlangıç anını, karşıtı olan iftar da geniş anlamda orucu herhangi bir zamanda bozmayı, dar anlamda ise güneşin batışında meşrû şekilde oruca son vermeyi ifade etmektedir. İmsak kelimesi sözlük anlamında çeşitli türevleriyle Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde geçmekte, sahur ve imsak vaktiyle ilgili bazı hadislerde ise mâna olarak yer almaktadır (Müslim, “Ṣıyâm”, 39-44; Ebû Dâvûd, “Ṣavm”, 18).
İşte, Ramazan okulunun derslerinden birisi de imsaktır. Hz. Peygamber, bir hadislerinde "Allah'ın, sizin yemenizi ve içmenizi bırakmanıza ihtiyacı yoktur" buyurmuştur. Oruç, sadece karnı aç bırakmaktan ibaret değildir. İmsaktan itibaren insan, bütün organlarını tutabiliyorsa, her türlü kötülükten ve günahtan uzak durabiliyorsa gerçek imsak, gerçek oruç budur. Hatta birisi geldi ve size sataştı. İşte o zaman veya öyle bir anda Peygamberimiz "De ki ben oruçluyum" deyin diyor.
Bazı İslâm bilginleri orucu üçe ayırmıştır. Avam orucu, havas orucu, havassu'l-havas orucu. Sadece aç ve susuz kalarak tutulan oruç, bir hayvanı ağaca bağlamak şeklinde ifade edilmiştir. İmsak alışkanlığı ve kültürü esasında dilimiz ve bütün azalarımız içindir. Yani biz oruçlarımızı tutarken, esasında orucumuz bizi tutmaktadır.
İşte burada ramazan okulunun irade eğitimine yapmış olduğu katkıyı veya kazanımı iyi düşünelim. Bir anlık kızgınlık ve nefsimize uymanın neticesinde belki telafisi mümkün olmayan hataları yapabiliriz. Ama oruç ve içinde barındırdığı imsak gibi bir ahlaki duruş, bizi rafine eder, daha dingin hale getirir, olaylar karşısında daha akl-ı selim düşünmemize yardımcı olur.
Oruç tutuyor ama sövüyor, sayıyor, küfrediyor, ağzından çıkanı kulağı duymuyor, kalp kırıyor, zulmediyor, bağırıyor, çağırıyor, hakaret ediyor, alay ediyor, yalan söylüyor.... Bunlar, oruç ibadetinin hikmetine aykırı olan şeylerdir.
Ayrıca Ramazan ayı, ifademi bağışlayın günah çıkartan bir papaz da değildir. Bazı insanlar, Ramazan ayında işlemedikleri kötülükleri Ramazan'ın dışındaki aylarda işlemekte herhangi bir beis görmeyebiliyor. Bu, çok yanlıştır. Ramazan, on bir aydaki yoğunluğu biraz bir kenara bırakarak, manevi duyguları daha iyi yaşayıp tadabilmemiz için vardır.
Bir anlamda ramazan ayında bir ay imsak ile yerine getirdiğimiz eğitim süreci yılın kalan aylarında ve tabi ömrün kalan günlerinde de bizde kalıcı bir hal almalıdır. Ramazan ayında aldığımız eğitim ve alışkanlıkları kalan günlere taşımalıyız. Tutulan oruçların günahlarımızı sileceği hakkındaki Nebevi müjdeyi eksik anlamamak gerekir. O güne kadar, yani bu ramazana kadar yaptığımız yanlışlardan dönme ve uzaklaşma niyeti ve ameli olmalıdır. Günahlarda ısrar olursa veya olacaksa bu en hafif ifadeyle ciddi bir samimiyetsizliktir. Bu durumdan da Rabbimizin razı olmayacağı âşikardır.
İMSAKİYE
Öncelikle dini bir kültürdür, bu açıdan ibadetlerin etrafında örülen kültür değerlerini ihmal etmemek gerekir. Bunu ifade ederken elbette ibadetin ruhuna zarar verecek şekilde değil, - ki ecdadımız buna çok dikkat etmiş- tam tersine ibadeti öne çıkaracak davranışlara sahip çıkmalıyız.
İmsakiye, farkındalıktır, buna ihtiyaç var mı? Evet var.
İmsakiye, hatırlatmadır, insan unutur.
İmsakiye, önem vermektir, ilgi gösteriyoruz, nasıl ki namaz için seccadeyi önemsiyoruz. Seccade bizim namaz ibadetine verdiğimiz ihtimamı göstermez mi?
İmsakiye, sürenin yani ramazan ayının sınırlı olduğunu bize hatırlatır. Bitiyor mesajı verir, esasında biten veya tükenen ömrümüz değil midir?
Yorumlar