WhatsApp
Advert
Advert

Ramazan Sözlüğü: “ Kadir Gecesi “

Yayınlanma Tarihi :
author

Şükrü KABUKÇU Manisa İl Müftüsü

Ramazan Sözlüğü: “ Kadir Gecesi

26 Ramazan 1447 / 16 Mart 2026

Sözlükte kadir (kadr) kelimesi “hüküm, şeref, güç, yücelik” gibi anlamlara gelir. Dinî literatürde ise “leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Aynı adı taşıyan 97. sûre bu gecenin fazileti hakkında nâzil olmuştur.

Sûrede Kur’an’ın Kadir gecesinde indirildiği ve sözü edilen gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir. Müfessirler hayırlı olanın bu gecede yapılan amel olduğunu, bin ayın ise içinde Kadir gecesinin bulunmadığı bir süreyi ifade ettiğini belirtirler (Taberî, XV, 339).

Ancak genel bir rakam konumunda bulunması ve ism-i tafdîlden sonra gelmesi dikkate alınarak bu sayının çokluktan kinaye olabileceğini söylemek de mümkündür (Mâtürîdî, vr. 895b; Mevdûdî, VII, 187).

Kur’ân-ı Kerîm’in başka âyetlerinde de bin ve elli bin yıla tekabül eden “gün” kavramı kullanılmaktadır (es-Secde 32/5; el-Meâric 70/4).

Allah’ın insanlara peygamberler vasıtasıyla son hitabı ve nihaî mesajı olan Kur’an’ı indirmesi insanlığın hidayetinde bir dönüm noktası teşkil ettiği için bu olayın gerçekleştiği gece özel bir anlam taşır.

Kadir gecesinin önemine işaret eden bir hadiste, önceki ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle fazla sevap kazanma imkânına sahip bulunmalarına karşılık müslümanlara Kadir gecesinin verildiği belirtilir (el-Muvaṭṭaʾ, “İʿtikâf”, 15). Kadr sûresinde bildirildiğine göre bu gecede Allah’ın izniyle melekler ve Cebrâil yeryüzüne iner ve gece boyunca yeryüzüne barış ve esenlik hâkim olur.

Kadr sûresinde verilen bilgiler, Kur’an’ın ramazan ayında (el-Bakara 2/185) ve bütün hikmetli işlerin kararlaştırıldığı mübarek bir gecede (ed-Duhân 44/3-4) indirildiğine dair âyetlerle birlikte ele alındığında Kadir gecesinin ramazan ayı içinde bulunduğu sonucu ortaya çıkar.

Bu gecenin daha çok ramazanın son on veya yedi günündeki tekli gecelerde aranması gerektiğine dair hadisler (Buhârî, “Fażlü leyleti’l-Ḳadr”, 2-3; Müslim, “Ṣıyâm”, 205-220) gecenin tespitiyle ilgili bazı ipuçları vermektedir.

Bu hususta sahâbeden gelen rivayetlerde en çok ramazanın 27. gecesi öne çıkıyorsa da (Müslim, “Ṣalâtü’l-müsâfirîn”, 179-180, “Ṣıyâm”, 220-221; Ebû Dâvûd, “Şehru Ramażân”, 2, 6; Tirmizî, “Ṣavm”, 72) bu rivayetler ihtilâflı olduğundan kesinlik ifade etmemektedir.

Bazı nakillerde Hz. Peygamber’in Kadir gecesinin vaktini haber vermeye teşebbüs ettiği, ancak o sırada bir konuda anlaşmazlığa düşen iki sahâbînin Resûlullah’a başvurması üzerine buna fırsat bulamadığı, daha sonra da konunun zihninden silindiği bildirilir (Buhârî, “Fażlü leyleti’l-Ḳadr”, 4; Müslim, “Ṣıyâm”, 217; Dârimî, “Ṣavm”, 56).

Kadir gecesinin kesin olarak belirlenmemesinin hikmeti üzerinde duran âlimler, bu durumun gecenin feyzinden istifade etmek için daha uygun olduğunu söylemişlerdir.

Zira Kadir gecesinin bildirilmesi halinde müslümanlar sadece o geceyi ihya etmekle yetinebilirlerdi.

Halbuki kısmî belirsizlik sayesinde müminlerin Kadir gecesi ümidiyle bütün ramazan gecelerini ibadet şuuru içerisinde geçirmeleri söz konusudur.

Ayrıca Kadir gecesinin bildirilmemesi yoluyla müslümanların bilerek ona saygısızlık göstermeleri veya tâzimde aşırıya kaçmaları önlenmiş olur (Zemahşerî, IV, 273; Fahreddin er-Râzî, XXXII, 28-29).

Bir hadiste inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini ihyâ edenlerin geçmiş günahlarının affedileceği müjdelenmiştir (Buhârî, “Fażlu leyleti’l-Ḳadr”, 1; Müslim, “Ṣalâtü’l-müsâfirîn”, 175-176).

Ramazanın son on gününe girildiğinde Hz. Peygamber dünyevî işlerden uzaklaşıp i‘tikâfa çekilir, geceleri daha çok ibadet ve tefekkürle geçirdiği gibi ailesini de uyanık tutardı (Buhârî, “Fażlu leyleti’l-Ḳadr”, 5; “İʿtikâf”, 1; Müslim, “İʿtikâf”, 1-5; Tirmizî, “Ṣavm”, 73).

Bir hadiste Resûl-i Ekrem’in Kadir gecesinde, “Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni de affet!” şeklinde dua edilmesini tavsiye ettiği belirtilir (Tirmizî, “Daʿavât”, 84; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 5).

Bu sebeple müslümanlar, ramazan ayının son on gecesini ve özellikle âlimlerin çoğunluğunun işaret ettiği 27. geceyi, kulluk bilinci içinde ibadet ederek ve geçmişte yaptıkları hataları bir daha tekrarlamamaya kesin karar vererek geçirmeye özen gösterirler.

Kaynakların anlatımından öğreniyoruz ki bu gece Kur'an-ı Kerim gecesidir. Elbette hangi gece olduğunun bildirilmemesinin hikmeti vardır. Bize düşen Kur'an-ı Kerim üzerinde ciddi düşünmektir. O’na karşı vazifelerimiz nelerdir? Sorusunun üzerinde ciddiyetle durmaktır. İlk başta iman etmek gelir. Şükürler olsun ki Kur'an-ı Kerime iman etmiş bir neslin evlatlarıyız. Sonra içindekilerle amel etme yükümlülüğümüz vardır. Kur'an-ı Kerimin öğrettiği ahlaki değerlere sahip çıkmak vardır. O’nu okumak ve okutmak vardır. Hanelerimizden O’nu hıfz eden nesiller yetiştirmek gibi temel sorumluluklarımız vardır.

Bu gece dindarlığımızın kaynağı nedir? Sorusuna cevap düşünelim;

  1. Dinin ana kaynağı Kur’an-ı Kerimdir. Bu aya şeref ve azamet veren kerim kitabımızdır.
  2. Kur’an-ı Kerim’i ilk açıklayan ve uygulayan peygamber efendimizdir,
  3. Yani Peygamber olmadan, O’nun sünneti olmadan Kur’an anlaşılamaz,
  4. Hiçbir faninin sözü Kur’an’ın üstünde olmaz, olamaz,
  5. Bütün müçtehid imamlar, görüşlerini kur’an ve sünnete dayandırmıştır,
  6. Dinin koyduğu temel ölçüler ki başta helal ve haram, kişilerin kendi indi ve keyfi tutumlarıyla değiştirilemez,
  7. Dinimizin temel öğretilerinde gizlilik, gizem, ekzotik hal, uçurma ve kaçırma gibi sanal işler yoktur,
  8. Dinin açık hükümlerine rağmen bir kişinin ortaya koyduğu yanlış söz veya davranışlar için “ bir bildiği vardır “ deyip o yanlışlara ayak uydurmak dindarlık değil, keyfiliktir,
  9. Kişilere bağlı okumalar, tarihin her döneminde riskli olmuş, ilmi anlamda kontrol edilmez ise, tehlikeli olmuştur.
  10. Bu konuda başta dört büyük müçtehid imam olmak üzere bütün ilim ehli toplumu uyarmış ve sakındırmıştır,
  11. Elbette her âlimin ve ilim erbabının sözü kıymetlidir, ancak tek doğru veya mutlak doğru gözüyle bakmak başta ilmin kendisine ters olan bir anlayıştır,
  12. Kur’an’dan başka her söz eleştirilmiştir, eleştiriye açıktır. Nitekim peygamber efendimizden nakledilen her söz âlimler tarafından metin ve sened bakımından değerlendirilmiştir.
  13. Dindarlık, din kardeşliği etrafında buluşmaktır.
  14. Dindarlık, kardeşini / ötekini tahammül etmektir.
  15. Biz Müslümanlar için din kardeşliği esastır. Mezhep kardeşliği, tarikat kardeşliği, meşrep kardeşliği gibi daraltıcı tutum ve görüşler dinimizin evrensel görüşüne yakışmaz,
  16. Ama kendi dindarlık anlayışımızı başkasına dikte etmek, zorlamak, hele hele başkasının anlayışını din dışı sayacak bir anlayış elbette sıkıntılıdır.
  17. Bu konuda hakem nefisler değil, Allah’ın kitabı ve Peygamber Efendimizin mübarek hayatıdır,
  18. Bu itibarla bir kişi veya kişiler merkezinde oluşan din anlayışı veya bir kaynağa bağlı oluşan dindarlık anlayışı daraltıcı yorum olup, toplumu sıkıntıya sokmaya devam eder,
  19. Esas olan dinimizin öğrettiği temel ölçüler ki, bilgi, ehliyet ve liyakat gibi değerler bizim için önemlidir,
  20. Mesela, dünyalık bir konu görüşülürken, benim mezhebim veya meşrebimden olmayan kişinin durumu benden farksız değildir.
  21. Dindar kişi, sahip olduğu meziyetleri sebebiyle bir başkasına karşı gururlanma içinde olmaz / olamaz,
  22. Mensup olduğu meşrep kendisi için bir rüçhaniyet vesilesi değildir.
  23. Dinin öğretileri, emir ve yasakları bizlerin dünya ve ahiret saadeti içindir,
  24. Asla dünyevi menfaatler için değildir,

 

Bu geceye ait özel bir ibadet şekli yoktur. Bazı tavsiyeler;

  • Yatsı ve teravih namazını en yakın camide cemaatle kılmaya çalışalım,
  • Camilerdeki yapılan proğram ve duaya katılmaya çalışalım,
  • Evimize geldiğimizde imkanımız ölçüsünde kaza veya nafile namaz kılalım. Bu konuda iki rekat, dört rekat veya dilediğimiz kadar kılabiliriz.
  • Bir miktar Kur'an-ı Kerim okuyalım veya dinleyelim. Devamında sıklıkla okuduğumuz veya dinlediğimiz bir surenin meal ve tefsirini okumaya çalışalım.
  • Dua edelim. Evde çocuklar varsa onlar dua etsin biz amin diyelim, biz dua edelim onlar amin desinler.
  • Anne-baba hayatta ise ve aynı muhitte oturuyor isek ziyaret edip gecelerini tebrik edelim.
  • Uzakta olan yakınlarımıza da arayıp seslerini duymaya gayret gösterelim.
  • Yakın çevremizde ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle ilgilenmeye gayret gösterelim.

 

Kadir gecenizi tebrik ederim.

 

 

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar