Ramazan Sözlüğü: “ Şek Günü “
14 Ramazan 1447 / 4 Mart 2026
Kur’an’ın emrettiği ibadetlerin nasıl yerine getirileceğini peygamber efendimizi ümmetine öğretmiştir. Mesela namazla ilgili “ namazı beni gördüğünüz gibi kılın “ buyurmuşlar, “ haccın menasikini benden öğreniniz “ diye haber vermişlerdir. Mezhep imamlarımız da içtihatlarında takip ettikleri yol da bir usul dairesinde Kur'an-ı Kerim ve hadisleri değerlendirmişler ve içtihatta bulunmuşlardır. Yani esas aldıkları temel yine Rasulullah'tır.
Oruç mevsimi olan ramazan ayına başlamak ve aynı zamanda ayın sona erip bayram gününe ulaşmak için de hilali takip etmek sünnette bize öğretilen bir bilgi ve değerdir. Bir hadiste şöyle buyrulmaktadır: “ Ay (genelde) yirmi dokuz gündür. Dolayısıyla siz (Ramazan ayına ait) hilâli görmedikçe oruç tutmayın, yine (Şevval ayına ait) hilâli görmedikçe de bayram yapmayın. Eğer hava bulutlu olursa ayın gününü takdir edin (otuza tamamlayın).” ( Müslim, Sıyâm, 6 )
Hz. Peygamber dönemi başta olmak üzere asırlarca kameri ayın başlangıcı veya bitişi hilali gözetlemekle mümkün idi. Bunun için belli mevkilere çıkılır ve özellikle ramazan ayı ve kurban bayramı için hilal gözetlemesi yapılırmış.
Şek günü, kamerî aylardan Şaban ayının 29'undan sonraki günüdür. Eğer hava kapalı ve hilali gözetleme imkânı yok ise bu günün Şaban'ın son günü mü yoksa Ramazan'ın ilk günü mü olduğunda şüphe edilir. Onun için bu güne "şek günü" denilir. Eğer Şaban ayı otuz çekerse, bu gün Şaban'ın son günü; yirmi dokuz çekerse, Ramazan'ın ilk günü olur.
Tabiî bu günün şek günü olması için, Ramazan hilâlinin görülmemiş olması gerekir. Hilâl görünürse artık o gün Ramazan'ın ilk günüdür. Hilâlin görülmediği günde havanın bulutlu olması şart değildir. Çünkü hava açık olduğu halde Ramazan hilâlinin bir memlekette görülmeyip başka bir memlekette görülmesi mümkündür. Elbette bu durum hesaplama imkânlarının olmadığı dönemlerde yapılıyordu.
Günümüzde ise hesaplama imkânı vardır. Ve yapılan kontrollerde hesaplamalar ile pratik uyum sağlamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığımız da her yıl illerde heyetler görevlendirerek ramazan öncesi ve sonunda hilal gözetlemesi yapmaktadır. Bu özellikle ibadetlerimizin ve özelde de oruç ibadetinin sıhhati açısından önemlidir.
Rü’yeti hilal ve namaz vakitleri konusunda yani hilal gözetleme konusu ile alakalı Diyanet İşleri Başkanlığımızın öncülüğünde çok ciddi toplantılar yapılmıştır. Ve sadece bununla ilgili çalışmalar yapan konunun uzmanlarından oluşan bir birimimiz vardır. Bu konuda asıl amaç ibadetlerin dini ölçülerde sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesidir. Şek günü konusunda artık çok fazla bir problem kalmamıştır. Ama ramazan ayına ait olan kavramlardan birisi olduğunu da unutmayalım inşallah. Gününüz hayırlı ve bereketli olsun.
Not: Bu konuda daha geniş bilgi içi bkz DİA, “Hilal” maddesi. Bu başlık içinde İhtilâf-ı Metâli‘ konusuna bakabilirler. Bir de birçok konuda eleştirel baktığımız ülkeleri niye esas alıyoruz ki? Rü’yet konusunda takip edilen yol hakkında ilmi veriler ışığında hareket etmek gerekmez mi? Bu yıl da aynı hususu yaşadık. Bazı ülkeler bir gün önce ramazana başladılar. Bana ulaşıp “ hocam falan ülkede ramazana başlıyor, biz ne yapalım? diye soranlara, şakayla karışık , “siz şehrinizin müftüsüne tabi olun “ diye cevap verdim. Ülkemizdeki ilim birikim son derece güçlüdür. Başkanlığımız koordinesinde 1978 yılında “Uluslararası Ru’yet-i Hilâl Konferansı” düzenlenmiş ve önemli kararlar alınmıştır. Başkanlığımızca Ru’yet-i Hilal isimli kitap yayınlanmıştır. Geniş bilgi için bkz: https://www.diyanethaber.com.tr/ruyet-i-hilal-ekitap
Yorumlar