WhatsApp
Advert
Advert

Ramazan Sözlüğü: “ Temcid “

Yayınlanma Tarihi :
author

Şükrü KABUKÇU Manisa İl Müftüsü

Ramazan Sözlüğü: “ Temcid “

17 Ramazan 1447 / 7 Mart 2026

Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır.

Üç aylarda Receb’in ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu.

Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında “sahur” mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi.

Mehmed Zihni Efendi, Ni‘met-i İslâm’da temcîdin Sultan Nâsırüddin’in emriyle başladığını ve gecenin son üçte birinde okunduğunu yazar.

Nâsırüddin, Memlük Hükümdarı I. Baybars’ın oğlu el-Melikü’s-Saîd Berke Han’dır (1277-1279). 

Kandil ve Kadir gecelerinde temcîde çıkanların sayısı artar, temcîd okunurken minarenin altında toplanan insanlar okunan temcîd hakkında yorumlar yaparak âdeta bir mûsiki meclisi oluştururlardı.

Üç aylarda düzenli biçimde sürdürülen temcîdin üç aylar dışında özel gecelerde okunduğu yerler de vardır.

Temcîd şu şekilde icra edilir: Bir kişinin, “Yâ hazreti mevlâm” şeklindeki girişinden sonra üç defa kelime-i tevhid çekilir.

Ardından peygamberlerden bazılarının ismi zikredilir ve Hz. Muhammed’e salâtüselâm getirilir.

Daha sonra Allah’ın isimlerini ihtiva eden Kur’an âyetlerinden biri okunur; bunu bir beyitten ibaret münâcât veya na‘tın okunması takip eder.

Hep birlikte “ve’l-hamdü li’llâhi rabbi’l-âlemîn” denilip ardından bir kişi tarafından fâtiha çekildikten sonra yine bir kişinin, “ Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin ...” (...) veya “ Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ...” (...) diye başlayan âyeti okumasıyla temcîd sona erer.

Ramazan ilâhilerinde olduğu gibi temcîdlerin güftelerinde de ramazanın ilk on beş gecesinde “merhabâ yâ şehr-i ramazan merhabâ!”, son on beş gecesinde “elvedâ dost elvedâ!” ifadeleri kullanılır.

Görüldüğü gibi bu uygulama örfi bir gelenektir. Bu konuda çalışma yapan araştırmacılar başlangıcını asr-ı saadete kadar götürürler.

Temcidin ortaya çıkış hikâyesi, rivayetlerde bir bütünlük arz etmektedir.

Cemaleddin Server Revnakoğlu, temcidin ilk olarak Hz. Bilâl-i Habeşî tarafından icat edildiğini söylemektedir. Ethem Cebecioğlu da temcidin Hz. Bilâl-i Habeşi’nin icadı olduğunu tekrarlamıştır.

Temcid metinlerini inceleyen Recep Tutal da, gözden geçirdiği yazma güfte mecmualarında Bilâl-i Habeşî’ye atfedilen temcid örneklerine rastladığını belirtmektedir.

Tahir Olgun’un ifadesine göre, ilk önceleri gece yarısında Hristiyanların çaldığı nâkûs sesinden rahatsızlık duyularak, buna çare olmak üzere, gece yarısından sonra minareye çıkılıp, tanyeri ağarıncaya kadar uzatarak ezan okunmaya başlanmıştır.

 Hatta Hz. Peygamber zamanında Hz. Bilâl de erkenden ezan okur, daha sonra Abdullah b. Ümm-i Mektum ezan okurdu. Hz. Peygamber de oruç vakti başlangıcı için ikinci ezanın geçerli olduğunu ifade etmiştir.

Hicri 254 tarihlerinde Mısır’da böyle uzun uzadıya ezan okuma âdeti kaldırılarak yerine birçok müezzin tayin olunmak suretiyle sabaha yakın minarelerde tesbîhât ve tekbîrât ile zühd ve aşka ait kasideler okunmaya başlamıştır.

Aşçı Dede hatıralarında da temcid konusunda, Hz. Peygamber’in, Hz. Bilâl’e nasıl temcid okumayı öğütlediğini belirten ifadelere yer vermektedir.

Geçmişte temcid toplum hayatına o kadar yerleşmiş ki, sahura kalktık anlamında temcide kalktık ifadesini kullanırlarmış.

Esasında bu uygulama ibadetler etrafında örülen bir kültür değeridir. Oluşturduğu iklim ile her yaştan insanın zihninde ramazan, oruç ve buna bağlı diğer kavram ve değerler oluşur ve hatırlatırmış.

Zaman zaman bu ve benzeri uygulamaları acımasızca eleştirenler olabiliyor. Peki, biz yerine ne koyabildik.

Eğer meşru zeminde bu ve benzeri güzellikler oluşturulmaz ise yerine özellikle gençlerin hayatında başka dünyaların öğrettiği melodiler ve sözler kendiliğinden yer almaktadır.

Unutmayalım ki hayat boşluk kabul etmez. İbadetleri hatırlatan, yerine getirmede daha kolaylık sağlayan Kur’an ve sünnetin ruhuna aykırı olmayan hususlara toplum hayatında yer açmak önemlidir.

Mühim olan özü kaybetmeden mahalli olan değerler esasında bizi inşa eden değerlerdir. Aynen selâ uygulamasında olduğu gibi,  bir kişinin vefatı sebebiyle, mahalli olarak mübarek gece ve Cuma gecelerindeki selâ uygulaması farkındalık değil midir? Aidiyeti güçlendiren ve bir değeri hatırlatan uygulama değil midir? Buna ne gerek var der isek, o zaman sorma hakkımız var: Yerine ne koyacağız?

15 Temmuz gecesinde dünya görüşü olarak dini değerler ile pek de barışık olmadığını bildiğimiz bir yazar şunu söylemişti: 15 Temmuz gecesi selâ seslerini duyunca kendimi güvende hissettim.

Evet, bu benzeri kavram ve uygulamalar bir anlamda sembollerdir. Unutmayalım ki bu semboller bizim evimizi oluşturur ve bizi güvende tutar. Bu temcid uygulamasının yakın tarihe kadar anadolunun bazı yerlerinde olduğunu biliyoruz ki, Sakarya Taraklı ilçesinde 2000 yılına kadar devam ediyordu.

Sonuç:  Ramazan iklimi gibi özel zamanlar bu güzelliklerin devamı için önemli fırsat günleridir. Nesillerimize haberdar edelim.

 

begendim
1
Begendim
bayildim
1
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar