Ramazan Sözlüğü: “ Zekat “
16 Ramazan 1447 / 6 Mart 2026
İslamın beş şartından biridir. Sözlükte “artma, arıtma; övgü ve bereket” manalarına gelen zekât, terim olarak Kur’an’da belirtilen sınıflara sarf edilmek üzere dinen zengin sayılan müslümanların malından alınan belli payı ifade eder. Örfte bu payın maldan çıkarılması işlemine de zekât denilir.
Kur’an’da zekât kelimesi otuz âyette mârife olarak geçer ve bunların yirmi yedisinde namazla birlikte zikredilir. Kur’an’da sadaka (çoğulu “sadakāt”) terimi de hepsi Medenî sûrelerde olmak üzere on iki âyette zekât anlamında kullanılmıştır.
Zekâtın, sırf Allah’ın emri olduğu için ifası gereken ve samimi niyeti gerektiren ibadet yönünün yanı sıra bireyde ve toplumda dinî ve ahlâkî değerleri yücelten, sosyal yapıyı güçlendiren, ekonomik hayata canlılık getiren birçok yararı vardır. Zekât, Kur’an’ın ifadesiyle fakirin hakkıdır, onu vermek “tathîr” ve “tezkiye”yi (Tevbe 9/103), kişinin maddî ve mânevî varlığını temizleme ve arıtmayı sağlar. Zengini cimrilik hastalığından, aşırı mal hırsından kurtarır; ona cömertlik ve kendi alın terinden bir pay verebilme, verilen nimete yine kendi cinsinden şükretme hasleti kazandırır. Toplumda sosyal dayanışmayı güçlendirir, devletin ulaşamadığı ihtiyaç sahiplerine uzanarak kardeşlik duygularını besler, fakiri onurunu incitmeden himayesine alır, sermayenin âtıl kalması yerine yatırıma yönelmesini sağlar.
Zekâtı Hesaplama
Zekât mali bir görev olduğu için hesaplamasında hepimizin dikkat etmesi gerekir. Nelerden zekât verileceği, kimlere verileceği, borç ve alacak konusunda nasıl davranmamız gerektiği gibi zekât ile ilgili sorumlu olduğumuz birçok husus vardır. Bu itibarla ehline sorarak her konuda olduğu gibi zekât konusunda da sorumluluğumuzu yerine getirmeye gayret gösterelim. En yakındaki din görevlimize veya Müftülüklerimize danışmaya ihmal etmeyelim.
Zekât, ramazan ayına mahsus bir ibadet değildir. Zekâta tabi bir mal veya paranın üzerinden bir kameri yıl geçince zekât ile sorumludur. Ancak takibindeki kolaylık ve sevabının daha fazla olacağı ümidiyle olsa gerek ramazan ayında daha fazla yerine getirilir. Zekât ibadetini yerine getirirken hak sahibi olan akrabaları ve diğer yakınlara öncelik vermeliyiz. Zekât vereceğimiz kişinin ibadet dünyasının çok öne çıkarmayalım. Yani, ibadetlerinde noksanlık olsa bile hak sahibi ise biz o kardeşimize de zekâtımızdan vermeye gayret gösterelim. Unutmayalım ki zekatın faydalarından birisi de kalpler arasında sevgi bağının oluşmasını sağlamaktır.
Zekât, zenginlerin malında fakirler için Allah’ın tayin ettiği haktır. Yani zekât veren kişi bunu bir görev olarak yapar. Ve zekât alan kişiye teşekkür borcu vardır. Alan kişi de şunu bilir ki bu aldığı miktar Allah tarafından tayin edilen ölçüdür.
Zekâtın Yerini Bulması
Zekât, hak sahiplerine verilir. Dini ölçülerde zengin olana verilmez. Kişi anne-babasına zekât veremez. Yine evladına veya torunlarına veremez. Fakir olmaları halinde kardeşine, amcasına, dayısına ve bunların çocuklarına zekât verebilir. Yine zekâtını emanet ettiği kurumlara da dikkat etmesi gerekir. Ben zekâtımı verdim, sorumluluktan kurtuldum, demek yerine kurumların çalışmalarına da dikkat etmeli ve takip etmelidir.
Zekât veren kişi;
Zekât gibi bir ibadet için bu ifade ettiklerimiz sadece bir hatırlatmadır. Zekât ile mükellef olan her birimiz sorumluluk alanımıza giren bu konuyla alakalı takibimizi yapmalıyız. Zekât potansiyeli toplumumuz için son derece önemlidir. İbadetlerimizi yerine getirirken dini / fıkhi boyutunu asla ihmal edemeyiz. Sadece ticaret malı değil para, hisse, altın ve döviz imkanlardan da zekat verilmesi gerektiğini unutmayalım. Yine tarım ürünleri ile çobanlık usülü hayvancılık yapanların da sorumlulukları olduğunu da unutmamalıyız. Ancak besicilik yapan kişilerin tabi olacağı sorumluluk ise daha farklıdır. Yine inşaat işiyle uğraşanların ellerinde bulundurdukları bina veya dairelerin ticaret malı olduğunu da unutmayalım.
Görülüyor ki mali ibadetlerden zekat, çok boyutlu bir ibadettir. Bu sebeple içinde bulunduğumuz durum ve mali imkanları ilim ehline danışmayı ihmal etmeyelim. Çünkü zekat fakirin hakkıdır. Bizim yerine getirmemiz gereken bir ödevdir. Eğer ihmal edersek başkasının hakkını gasp etmiş oluruz ki , böyle bir yanlıştan Rabbim hepimizi korusun.
Yorumlar