Malumunuz her insanın ve şirketin birikimlerini değerlendirme konusunda yeteri kadar profesyonel olduğu söylenemez. Bu nedenle gelişmiş dünyada çoğu varsıl kişi ve büyük hacimli şirket, bu sorumluluğu sırf bu işe angaje olan varlık yönetim şirketlerine veriyorlar. Ülkemizde de kısmen yeni yeni gelişmeye başlayan bu sektör de 20’nin üzerinde firma bulunuyor, ancak bu firmaların gelişmiş dünyadaki etkinliğini bizimkilerle kıyaslamak mümkün değildir.
Kısaca Varlık Yönetimi bir kişi, kurum veya kuruluşun servetini ve yatırım portföyünü onlar adına yönetme hizmetidir. Ancak buradaki müşteriler genellikle yüksek profillidir.
Küresel bazda “Big 4” diye anılan BlackRock, Vanguard, State Street ve Fidelity gibi varlık yönetim şirketleri çok popülerdir. Bu isimleri bir çoğunuz daha önce hiç duymamış olabilirsiniz, bu çok normal, çünkü onlar da mümkün olduğu kadar görünmemek ve duyulmamak istiyorlar. Ancak bu 4 şirket, bugün küresel finans sisteminin aşağı yukarı dörtte biri gibi çok büyük bir varlığı kontrol ediyor.
Bu şirketlerin çalışma biçimi şöyle; yüksek ücretli profesyonel finans yöneticileri ve yüksek teknolojiye sahip sistemler aracılığıyla yatırımcıların parasını işletiyorlar. Dünya üzerindeki halka açılmış hemen her şirketin, özellikle de ülkelerin en büyük ve başarılı şirketlerinin % 5’lerden başlayıp % 20’lere kadar çıkabilen hisselerini satın alıyorlar, aklınıza gelebilecek neredeyse tüm şirketlerde farklı ölçekte hisselere sahipler. Ayrıca konut satın alıyorlar, şehirlerin altyapılarına ve sağlık hizmetlerine de yatırım yapıyorlar. Elbette satın aldıkları portföylerin değerinin artması için de, ciddi seviyede spekülasyon ve uygun ortamlarda manipülasyonlar yapıyorlar. Böyle olunca da kendilerini hemen tüm finansal risklere karşı koruyup büyük kar’lar elde ediyorlar. Dolayısıyla yatırımcılarının arasında bu işlerin nasıl yürütüldüğünü bilen emeklilik fonları, sigorta fonları ve hayli varsıl bireysel yatırımcılar da yer alıyor.
En büyükleri olan BlackRock şirketi, 2022 yılında 10 trilyon dolar varlığa ulaştı. Vanguard ve State Street’le birlikte toplamda 25 trilyon dolar gibi müthiş bir parayı yönetiyorlar. Fidelity’nin portföyü ise bunlara nazaran daha düşük.
Bu kadar büyük paranın ne anlama geldiğini izin verirseniz şöyle açıklayayım. Ülkemizin 2023 yılı milli gelirinin 1 trilyon dolar olduğunu göz önüne alırsak, Türkiye’nin milli gelirinden 25 kat daha fazla parayı elinde bulundurup yönetiyorlar. Örneğin BlackRock tek başına Almanya ve Japonya’nın pandemi öncesi yurt içi hasılasının toplamından daha büyük bir varlığı yönetiyor. Vanguard’la birlikte, sadece ikisi Londra Borsası’na kote tüm şirketleri 3 kez satın alabiliyor. Anlayacağınız bu şirketler, mevcut kapitalist sistemde sizlere daha önce anlattığım “Magnificent 7” ismi ile anılan küresel teknoloji şirketlerini hayli aşarak, devletleri bile 10’a katlamış devasa varlıklar olmuşlar.
Konu sadece bunların finansal büyüklükleri ile sınırlı değil, bence asıl tehlike başka yerde. Bu varlık yönetimi şirketlerinin her biri, hisselerini satın aldıkları şirketlerin yönetim kurullarında, hisseleri nispetinde oy hakkına da sahip oluyorlar. Dolayısıyla Apple, Microsoft, Google, Amazon gibi devasa küresel teknoloji şirketlerinin hepsinde varlık fonlarının toplam oy hakkı, % 25’lere ulaşmış durumda. Nitekim BlackRock, Vanguard ve State Street firmaları, bu önemli teknoloji şirketlerinin yönetim kurullarında 3 kişiyle yüzde 25’i, yani şirketin dörtte birini temsil ediyorlar, ki gelecekte de yönetim kurulunun tamamını elde etmek için mücadele verdikleri konusunda da bir tereddüt yok. Malum yönetim kurulunda yer alan bu üç kişi, paranın asıl sahibi değiller, çünkü yatırımcıların parasıyla alınmış hisseleri temsil ediyorlar. Eğer hisselerini aldıkları şirketleri tamamen kontrol eder hale gelirlerse, ne binbir emekle o seviyeye getirdikleri markanın sahiplerinin, ne de yatırım için varlık yönetim şirketine parasını verenlerin işin başına geçemeyeceği tuhaf bir durum ortaya çıkacak. Daha açık bir ifadeyle; Apple’ı varsıl olmayan genius bir kaç mühendis kurdu, büyüttü, belirli inovasyonlara imza atarak bugünlere getirdi, sonra da varsıl birilerinin parasını yönetmek üzere delege ettiği varlık yönetim şirketlerinin yöneticileri bir anda bu şirketlere sahip olabilecekler. Kısaca neoliberal sistemin bunlara şimdiden dünya finansal sisteminin önemli bir kısmını yönetme fırsatı verdiği ve bu gelişmenin gelecekte dünyayı nasıl bir noktaya ulaştırabileceği konusunda büyük bir endişe kaynağı yarattığı bir gerçek. Yani bu sistem, varlık şirketi yöneticilerinin başkalarının paralarını yöneterek, ellerinde küresel ekonomiye yön verebilecek bir gücü bulundurmaları anlamına geliyor.
Bu yöneticilerin ne kadar güçlü bir pozisyona geldiklerinin veya gelebileceklerinin daha iyi anlaşılabilmesi için sizlere birkaç örnek daha vermek istiyorum. 2022 yılında BlackRock’ın CEO’su Larry Fink ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky arasında bir MOU, mutabakat zaptı imzalandı. Buna göre BlackRock şirketi, savaştan zarar gören Ukrayna ekonomisinin yeniden inşası için ülkenin ekonomi bakanlığıyla birlikte çalışacak ve Ukrayna Devletine danışmanlık yapacak, yani Ukrayna’da bazı konularda söz sahibi emperyal bir varlık haline dönüşebilecek. Diğer bir anlaşma ile ise İrlanda Merkez Bankası’nca, 6 İrlanda bankasının portföyünün BlackRock Solutions ismindeki BlackRock’ın danışmanlık işlerinden sorumlu alt kolu olan şirket tarafından değerlendirilmesi sağlandı, yani nerdeyse İrlanda bankacılık sisteminin kontrolü BlackRock’a devredildi denilebilir.
Varlık yönetim şirketlerinin bir başka özelliği; bunlara yatırım yapan, yatırımları denetleyen, hatta tüm risk süreçlerini de kendi yazılımı üzerinden denetleyen bilgi sistem yapılarına sahip olmaları. Yani bu şirketlerin dünya piyasalarındaki risk süreçlerini başarılı biçimde analiz eden yazılımları var. Üstelik bu yazılımı da paraya çeviriyorlar, yani ücreti karşılığında rakipleri de dahil herkesin bu yazılımdan faydalanmasına imkân tanıyorlar, elbette bu yazılımları satarken rakipleri için bir bit yeniği düşünmüş olabilirler.
Öte yandan bu şirketlerin CEO’su iseniz, finans meselelerini, hatta dünya sorunlarını Dünya Bankası veya IMF Başkanı yada devletlerin en tepesindeki isimlerle konuşabiliyorsunuz. Mesela bu şirketlerden birisinin CEO’su, yakın zamanda Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından iki kez sarayda ağırlandı.
Tüm bu anlattıklarımdan sonra bu şirketlerin ABD’de silah üreticileri ve yeşil çevre için mücadele veren gelişmiş dünyaya aykırı olarak fosil yakıt teknolojilerine yatırım yapmayı sürdürmesine de şaşırmamış olmanız gerekir. Ayrıca Çin ile sıkı fıkı ilişkileri de geçen yıl ABD’de gündem olmuş ve eski Başkan Biden’ın hükümeti bunları uyarmıştı.
Öbür yandan ABD’de Cumhuriyetçiler tuhaf biçimde bu dört şirketi “woke” şirketler (çevreci, sosyal adalet ve ırksal eşitliğe vurgu yapan hareketler için kullanılan “uyanış”) olarak nitelemeye başladı. Demek istediğim bu şirketler lobiciliğe ayırdıkları bütçeleri ile son 2 yılda siyaset dünyasına da hakim olmaya başladılar.
Komplo teorilerini hiç sevmem, gerekçesi somut olmayan şeylere de pek inanmam, ama bazı komplo teorisyeni gazetecilerin BlackRock ve State Street şirketinin Rotschild ailesinin, Vanguard ve Fidelity şirketinin ise Rockefeller ailesinin kontrolünde olduğunu iddia ettiklerini de ifade ederek sözlerimi bitireyim. Şöyle bir gözattığımda bu iddiaların doğruluğunu kanıtlayacak bir şeye rastlayamadım, dolayısıyla bu dedikoduya mı inanırsınız, yoksa benim gibi “bu işi biraz daha araştırayım ve doğrusunu öğreneyim” diyerek bu konu aklınızın bir köşesinde soru işareti olarak kalmaya devam mı eder bilmiyorum, ama bu çalışmamı okuduktan sonra eminim dünyanın gidişatı konusunda farkındalık düzeyiniz biraz daha artmıştır düşüncesindeyim. Sanırım bizleri “enflasyonla, geçim derdi ile, borsa endeksi düştü çıktı, 3 kuruş kazandım” gibi şeylerle meşgul ederken, kendilerinin dakikalar içinde bizim gibi durum farkındalığı düşük ülke ve insanlardan kucak dolusu para kazanan neoliberalizmin yarattığı bu şirketler, gelecek için daha da tehlikeli bir hale dönüşüyorlar ve sanırım insanoğlunun bu tehlikelere karşı bir şeyler yapması gerekiyor.
Yorumlar