WhatsApp

ÜLKEMİZDE BORSA YATIRIMCISI NEDEN MUTSUZDUR!

Yayınlanma Tarihi :
author

Selami TÜTÜNCÜOĞLU

Hatırlarsanız geçmiş makalelerimin birinde Borsa konusunu detaylı olarak sizlere anlatmış, özellikle menkul kıymetler ve değerli madenler için oluşturulmuş Borsa İstanbul’a ait 4 ayrı piyasa (Pay piyasası, Borçlanma araçları piyasası, Vadeli İşlem ve Opsiyon piyasası (VİOP) ile Kıymetli madenler ve taşlar piyasası) üzerinde önemle durmuştum.

Esasen “borsa” tabiri sadece bahsedilen finansal araçlar ile sınırlı değildir, ülkemizde emtiaların da (tarım ürünleri, enerji kaynakları, madenler vs.) işlem gördüğü 100’ün üzerinde ticaret borsası da vardır. Ancak borsa denince çoğunlukla ilk akla gelen şey, hisse senetlerinin alınıp satıldığı pay piyasasıdır. 

Kapitalizm yada Serbest Piyasa ekonomisinin yarattığı mucizelerden biri olan bu pazar/piyasada (yani borsa) işlem mantığı çok basittir; tasarruf sahipleri birikimlerini kendileri ekonomiye kazandırmakta (yatırıma dönüştürmekte) yeterli olamadıkları durumda, kar elde etmek için bu platformda uygun alanlara yatırırlar, yani hisse senedi satın alırlar ve bir şirkete ortak olurlar. Şirketler ise yeni yatırımlar için finansmana ihtiyaç duyarlar, bankalardan kullanacakları kredi maliyetlerinden kurtularak, daha uygun koşullarda finans elde edebilmek için borsaya açılıp hisse senedi çıkarırlar. Böylelikle piyasada atıl bulunan varlık (finans) yatırıma dönüşerek, hem tasarruf sahibi kar elde eder, hem de ticari yaşamın temelini oluşturan şirketler büyüyüp gelişirler, böylelikle de yeni iş alanları oluşur, ekonomik büyüme gerçekleşir, ülkeler de kalkınır. 

Bu sistemin uygun biçimde 19. yüzyılda uygulamasına örnek Hollanda’dır, ülke o dönemde önemli bir atılım yapmış ve ciddi bir ekonomiye sahip olmuştur. Bugün kişi başına düşen milli geliri 65 bin dolardır (bizim 7 katımıza yakın). İstanbul kadar nüfusa sahip olmasına rağmen bizden daha fazla mal ve hizmet üretmektedir, GSYİH’sı 1.45 milyar dolardır ve ekonomik açıdan dünyada ilk 20’de ve bizim önümüzde yer almasına rağmen G20’ye girmemiştir.

Elbette hisse senedi sisteminin yürümesinin en önemli şartı, güvendir; yani parasını yatıran ile parayı kullananın bulunduğu sisteminin devlet otoritesi tarafından sürekli kontrol edilmesi ve bir aksaklığa meydan vermeden hiç bir kimsenin mağdur edilmemesi gerekir.

Ekonomisi gelişmiş ülkelerde ekonomi yönetimleri de görevlerini yerine getirdikleri için piyasa da güven oluşur ve bu çark döner, böylelikle yastık altı diye tabir ettiğimiz atıl finans (para, altın vs.) bu sistemle ekonomiye kazandırılarak ülke ekonomisi büyüyerek, kişi başına düşen milli gelir artmakta, demokratik yönetim sistemi ile gelir dağılımı adaleti de sağlanarak insanların yaşam standartları yükselmektedir. 

Ancak ülkemizde bu olgu maalesef iyi yönde pek gelişememekte, aksine kırılgan ekonomimizin olumsuzluklarına daha da fazla katkı sağlamaktadır. Bunun nedeni, ülke ekonomimizin sağlıklı gelişememesinden kaynaklanan iktisadi boşlukların bazı spekülatör ve manipülatörlere fırsat sunmasıdır. Bu boşlukları kolayca farkeden bilinçli yabancı yatırımcı, borsamızın oynaklığından istifade ile kısa süreli yatırımlar yapmakta, ülkemiz ekonomisine hemen hiç katkı sağlamadan yüksek kazançlar elde etmesi sonrası, geldiği yere veya daha uygun bir mecraya geri dönmektedir. Bu davranışlar (yani spekülatif yatırımlar) ülke içindeki bazı yatırımcılar tarafından da uygulanmaktadır, ancak bunların miktarsal oranı ülke sermayemizin yüksek olmaması nedeniyle düşüktür. 

Bu hususun daha iyi anlaşılabilmesi için borsa reel getiri oranlarına bakabiliriz; bu kadar çok zigzag’lı bir seyir göstermesi, borsanın spekülasyonlara ne kadar hassas ve aşırı kırılgan olduğunu gösterir. Bunun anlamı; yatırım yapılan şirkete ve ülkemiz ekonomisine ciddi bir katkı sağlamadan kısa vadelerle yüksek meblağlarla hisse senetlerine girdi-çıktı yapılarak, yüksek miktarlarda kar elde edilmekte, bu faaliyet emme basma tulumba gibi sürekli tekrarlanmaktadır. Türkiye’de yılık resmi enflasyon yüzde 32.11 iken, BİST 100 endeksi 1 yıl önce 10 bin seviyelerinde iken bugün 14.517’ye yükselmiş, yani endeks yüzde 40 seviyesinde artmıştır. Ancak reel durum pekte öyle değil, yanıltıcıdır, çünkü ülkemiz milli parası olan TL değerini istikrarlı biçimde sürdürememektedir. Borsa bir TL yatırımıdır, dolayısıyla dünya rezerv parası olan USD bazında yapılmayan hesaplamalar gerçeği yansıtmaz, diğer taraftan iniş çıkışlı zigzagların büyüklüğü ve fazlalığı ciddi seviyede istikrarsızlığı gösterir. Bu durum, dönem dönem kar ve zarar edenlerin, ciddi boyutta kazanç ve kayıp yaşadıklarını gösterir. Yani işlem yoğunluğu çok fazladır ve bu durumdan faydayı spekülatör ve manipülatörler sağlarken, esas fayda sağlaması gereken yatırımcı, şirketler ve ülke ekonomisi ise zarar görmektedir.

Diğer taraftan yeterli iktisadi bilgiye sahip olmayan ülke içindeki küçük bireysel yatırımcılar, yapılan hesap yanılsamaları ile (borsa konusunda kar/zarar hesabı USD yerine çoğunlukla TL cinsinden yapılarak, enflasyon (resmi veya ENAG) dikkate alınmayarak, hatta bazen açıkca hile ile kar/zarar oranlarıyla oynanarak) kar ettiklerine inandırılmakta, bu oyunda manipülatörlere yem olmalarına ses çıkarılmamakta ve birikimleri simsarların eline geçmektedir. Bu ülkemize, şirketlere ve küçük bireysel yatırımcıya büyük bir haksızlıktır, bu durum kaynaklarımızın erimesine ve ülkemizin fakirleşmesine neden olmaktadır. 

Aslında tüm dünyada benzer şekilde sermaye piyasaları (borsalar) kırılgandır, ancak Türkiye’de aşırı kırılgandır. Bu kırılganlık kısmen ekonomi yönetiminin kararları sonucu TL’nin son dönemde değer kazanmasından, kısmen piyasa yapısından, kısmen de mevzuatın yetersizliğinden kaynaklanlanmaktadır. Mevcut mevzuat, manipülasyonu önlemekte yetersiz kalmakta, ama bunu önleyici tedbirler ise bir türlü alınmamakta, manipülatörler başka isimlerle başka alanlarda peydah olmaktadırlar. 

Sözlerime son verirken bu önemli problemi önlemek için 3 önerim var; ilki küçük bireysel yatırımcının finansal okuryazarlık düzeyi artırılmalı, spekülatör ve manipülatörlerin davranışlarını doğru okuyabilme yetisi kazandırılmalıdır. Sermaye piyasası mevzuatı bir an önce ele alınarak gelişmiş ülkeler düzeyine yükseltilmeli, simsarların borsada istediği gibi cirit atması önlenmeli, her geçen gün artış gösteren piyasadan para toplayan finansal kuruluşların regülasyonları gelişmiş ülkeler düzeyine çıkarılarak dolandırıcılık konusu gündemimizden düşürülmelidir. Son olarak borsa ve sıralı tüm ekonomik karar verici yönetimler iyileştirilmeli, tecrübe sahibi ve yetkin kişiler sıralı makamları işgal etmelidir.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar