WhatsApp

ÜLKEMİZDEKİ ALTIN MADENCİLİĞİNİN DURUMU

Yayınlanma Tarihi :
author

Selami TÜTÜNCÜOĞLU

Türkiye'nin madenlerinde şu anda işlenen altın rezervi ortalama 650 ton civarındadır. Fakat Türkiye Altın Madencileri Derneği hesaplamalarına göre aslında Türkiye'de 6.500 tonluk yer altında yatan rezerv vardır ki, bunun değeri 22 Trilyon TL (540 milyar dolar) gibi devasa bir rakama ulaşır. Dünyadaki rezervin 42.500 ton olduğunu biliyoruz, Türkiye'deki tespit edilmiş rezervin dünya altın’ının 6'dabiri kadar olduğunu söyleyebiliriz, ki bu çok önemli bir potansiyeldir ve eğer rezervler başarı ile toprak altından çıkarılır ve daha da önemlisi çıkarılan değer Türkiye’ye bırakılırsa (malumunuz yabancı şirketler bu sorumluluğu aldıklarında, değerin büyük kısmını kendileri alıp, yurt dışına çıkarmaktadırlar) ülkemiz varlıklı ülke statüsüne dönüşebilir.

Bunun başarılabilmesi için ülkemizin önünde iki önemli engel vardır. İlki madencilik faaliyetinin ilkel koşullarda yapılması ve doğayı katlederek çevreyi kirletmesi ve bu konuda çevre duyarlılığı yüksek derneklerin kamuoyu oluşturarak rezervin çıkarılmasını engellemesidir. Bu konuda çevre derneklerini ve kamuoyu duyarlılığını çok doğru buluyorum, ancak bu konuda çağdaş düzeyde alınabilecek bilimsel tedbirlerle doğaya fazla zarar vermeden bu rezervin çıkarılması da ülkemizin menfaatine olduğunu da söylemek zorundayım. Yani hem ekonomik sıkıntı çekip, hemde yer altında yatan kaynağa el atılmaması rasyonel bir düşünce değildir.

İkinci engel; bu faaliyet için yeterli mali kaynağımızın ve teknolojik birikimimizin olmaması sonucu, gelişmiş ülke şirketlerine bağımlılıktır. Değerli metal madenciliği hem çok pahalı, hem çok riskli (çünkü büyük ümitlerle başlanan madencilik faaliyetine, çok büyük yatırım yapılmış olması sonrasında, beklenen rezervin tamamına ulaşılamayabilir, çünkü yeraltını tam olarak tespit edebilen sistemler yoktur ve yatırım boşa gidebilir), hem de bu faaliyet know-how gerektiren bir uğraştır. Ülkemizin bu alanda küresel bazda gelişmiş firmaların seviyesine gerek mali açıdan, gerekse know-how açısından erişmesi yakın vadede mümkün değildir. Bu tür bir madencilik için ayrıca çok ciddi finans gerekmektedir, ki ülkemizde bu seviyede ne bir şirketimiz nede işinsanımız malesef yoktur. Bu nedenle de ülkemiz altın madenlerinin hemen hepsi, küresel bazda öne çıkmış gelişmiş ülke (ABD, Kanada, İngiltere, Avustralya vd) şirketlerinin güdümünde işletilmektedir, ki yerli gözüken şirketlerimizin core staff’leri de hep yabancıdır. Ayrıca şirketlerin birbiriyle bağlarını çözmek bile büyük zaman alır inanın.

Şu an için Türkiye’de altın madenciliği, büyük ölçekli işletmeler tarafından yürütülmekte olup, hem yerli hem de yabancı sermayeli şirketler bu alanda faaliyet göstermektedir. Bu alanda değerli metal çıkaran halen 30’dan fazla şirket faaliyet göstermektedir, ama çoğu yabancıdır. Maden sahalarının bir kısmını İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş. Genel Müdürlüğü görevim esnasında gezmiş görmüş birisi olarak; bazen insan kendini “Türkiye, Kanada’nın sömürge madencilik bölgesi mi!” diye sorgulamadan edememiştim inanın! Ülkemizde öne çıkan büyük ölçekli altın madenciliği şirketleri ve işlettiği madenler aşağıdaki gibidir.

1. Koza Altın İşletmeleri A.Ş. (Fetöcü İpek Holdinge aitti, TMSF ve daha sonra TVF’na devredildi ve yüzde 50’si Ata Holdinge satıldı. Koza Grup, 2005 yılında bütün hisselerini ABD’li Newmont Mining Corporation adlı şirketten satın almış ve böylece Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir Türk şirketi ilk kez altın üretimi gerçekleştirmiştir. Halka açık bir şirkettir, BİST 30’da yer alır ve değeri 1.5 milyar doları aşmıştır)
•    Ovacık Altın Madeni (İzmir)
•    Çukuralan Altın Madeni (İzmir)
•    Kaymaz Altın Madeni (Eskişehir)
•    Mastra Altın Madeni (Gümüşhane)
•    Himmetdede Altın Madeni (Kayseri)

2. Tüprag Metal Madencilik (Kanadalı Eldorado Gold şirketi)
•    Kışladağ Altın Madeni (Uşak)
•    Efemçukuru Altın Madeni (İzmir)

3. Anagold Madencilik (ABD’li SSR Mining şirketi ve Çalık Grubuna ait Lidya Madencilik Ortaklığı)
•    Çöpler Altın Madeni (Erzincan)

4. TÜMAD Madencilik (Avustralyalı Chesser Resources tarafından kuruldu ve Nurol Holding satın aldı)
•    Lapseki Altın Madeni (Çanakkale)
•    İvrindi Altın Madeni (Balıkesir)

5. Öksüt Madencilik (Kanadalı Centerra Gold şirketi)
•    Öksüt Altın Madeni (Kayseri)

6. Stratex International (ABD’li şirket)
•    Altıntepe Madeni (Ordu)

7. Demirexport (Koç Grubu)
•    Bakırtepe Altın Madeni (Sivas)

8. Ayrıca daha küçük boyutta Yozgat Boğazlıyan’da Hollandalı Aldridge Mineral, Artvin’de Galata Madencilik, Söğüt’te Gübretaş Madencilik, Niğde Tepeköy’de Gümüştaş Madencilik, Artvin/Yusufeli‘de Santral Madencilik, Bursa ve Giresun’da Çitay Madencilik, Sındırgı- Kızıltepe’de Zenit Madencilik, Artvin Salınbaş ve Ardala‘da İngiliz Pontid Madencilik, Kaz Dağları’ndaki altın madenciliğinin yolaçtığı facia ile gündeme gelen Kanadalı Alamos Gold, Kuzeydoğu Anadolu'da Kanada’lı Fronteer Eurasia, yerini bildirmeyen bir alanda Avusturya – İngiltere merkezli Rio Tinto, Kütahya Tavşanlı'da Kanadalı Odyssey, Manisa‘da Pomza, Gümüşhane Midi sahasında Yıldızbakır, Fatsa Altıntepe’de Bahar Madencilik, Konya -İnlice‘de Esan, Biga’da Cengiz Holding değerli maden çıkarmak için faaliyet göstermektedir.

Bu şirketler dışında benim 2011-2013’de Genel Müdürlüğünü yaptığım ve Londra Külçe Piyasasında (The London Bullion Market Association, LBMA) Good Gold Delivery Listesinde yer alan 2 firmadan ilki İstanbul Altın Rafinerisi ve Nadir Metal ile Good Silver Delivery Listesinde yer alan Ahlatçı Rafineri ve Altınbaş Holding’in Onsa Rafineri de Altın Madencileri Derneği üyesi olarak bu faaliyetlerle yakından ilgilenmektedir. Son araştırmalara göre bu alanda faaliyet içinde olan şirket sayısı 100’ü, arama ve işletme ruhsatı sayısı ise 1000’i geçmiştir.

Özetle bu alanın çok büyük bir rant kapısı olduğu ve küresel değerli metal madenciliği ile iştigal eden şirketlerin, ülkede iktidara yakın şirketler vasıtasıyla arama ve işletme ruhsatı alma çabalarını yoğun biçimde sürdürdükleri ve çevre derneklerinin baskısını aşan şirketlerin ise altın çıkarmaya başladığını ve bunun devamının geleceğini değerlendiriyorum. Ancak çıkarılan değerin ne kadarının ülke içinde kalıp ülke ekonomimize katkı sağladığı, ayrıca verilen ruhsatlarda corruption meselesinin ne derecede işler olduğu konuları da sorgulamaya muhtaçtır. Bu olumsuz gidişatın bir an önce durdurularak, ülkemizin en önemli yer altı kaynağı olan altın’ın kamusal desteklerle ve yerli imkanlarla çıkarılarak ülke ekonomimize katkı sağlamaya yönelik ve ülkemize çöken yabancı firmaların ülke dışına çıkarılmasına imkan veren ve/veya çıkardığı madeni ülke içinde bırakmasına zorlayan stratejik planların yapılmasına bir an önce başlanarak sonuçlandırılması gerektiği görüşündeyim.

begendim
1
Begendim
bayildim
1
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar