Bir okuyucumuz ülkemizdeki milletvekillerinin ve siyasilerin neden halktan kopuk yaşadığını ve vatandaşın çektiği ekonomik sıkıntılara ilgisiz kaldığı konusundaki düşüncelerimi sormuş, bugün bu hususu sizler için inceledim.
İzninizle ilk önce milletvekillerinin maaşları ile başlayayım. Bugün bir milletvekili 196.775 TL maaş alıyor. Emekli bir milletvekili de faal olandan geri kalmıyor, maaşı 123.759 TL. Hem emekli olup hem de halen vekillik yapanların maaşı ise 300.000 TL civarında.
Ancak milletvekillerin maaşlarından çok, ayrıcalıkları çok daha kaymaklı! Milletvekillerinin aldığı ücret, sadece ödenek adı altındaki maaşla sınırlı değil. Vekillerin meclis içinde ya da meclis dışındaki görevleri esnasındaki ihtiyaçları için de bir formül bulunmuş ve yolluk ismi altında maaşları kadar, hatta ondan fazla gelirleri söz konusu. Özellikle seçim bölgelerine gidip gelen vekillerin masrafları, ödenekle birlikte düzenli olarak yolluk adı altında kendilerine ödeniyor.
Elbette bununla da bitmedi. TBMM tarafından görevli olarak yurtiçi ya da yurtdışına giden vekillere ayrıca harcırah da ödeniyor. Ödenek ve yolluklar, aday seçildikten hemen sonra 3 ayı peşin bir şekilde kendilerine takdim ediliyor.
Toplumda en tartışmalı hususlardan biri de milletvekilinin emekliliği. Eğer bir vekil zaten emekliyse, hem aylık ödeneğini, hem de milletvekili emekliliğinden doğan maaşını alabiliyor. Parlamento üyelerine, en az 2 yıl görevde bulunmaları şartıyla, cumhurbaşkanlarına bağlanacak yaşlılık aylığının yüzde 45'i oranında emekli aylığı bağlanıyor.
Eğer bir vekilin görevi bittiyse ve o tarihte henüz emeklilik şartlarını karşılamıyorsa, onlara da bir güzellik TBMM Başkanlığı'ndan geliyor. Bu vekillerin sigorta primleri, yine en yüksek devlet memuru için esas alınan prim üzerinden 4 yıl boyunca TBMM tarafından ödeniyor.
Haa bu arada milletvekili ya da emekli milletvekili ile bu isimlerin bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tedavi masrafları da karşılanıyor. Bitmedi milletvekillerine Türk Hava Yolları tarafından da bazı avantajlar sağlanıyor. Milletvekilleri, ekonomi sınıfından aldıkları biletleri ücretsiz olarak business class'a dönüştürebiliyor.
Milletvekillerinin yasama dönemleri içindeki haberleşme giderleri de büyük ölçüde sağlanıyor. Vekil ofislerine iki ayrı operatörün hattının takılı olduğu iki ayrı cep telefonu veriliyor ve faturalar da TBMM tarafından ödeniyor. Ancak bu fatura tutarlarının yıllık toplamının, o yılın aralık ayına ait milletvekili ödenek ve yolluk net tutarı toplamının iki katını geçmemesi gerekiyor. Eğer geçerse kalan ücret vekil tarafından ödeniyor, ki bu nedenle de limit aşımı yapılmıyor!
Milletvekillerine, eşlerine ve çocuklarına, görevleri devam ettiği süre boyunca diplomatik pasaport tahsis ediliyor ve vize çilesinden kurtuluyorlar. Vekilliği sona erenlere ve eşlerine ise ömür boyu taşıyacakları hususi damgalı pasaport temin ediliyor.
Milletvekillerine ayrıca danışmanlar tahsis ediliyor. 3+1 şeklinde çeşitli vasıflar yüklenerek yapılan bu uygulamada, ilk 3 danışman meclis kadrosunun maaşlı, tüm özlük hakları olan danışmanlar. +1 tanesi ise vekil isterse "özel danışman" niteliği ile ekstradan verilen, ama herhangi bir özlük hakları olmadığı gibi maaşı da tamamen vekilin inisiyatifinde olan danışman olduğu için çoğu vekil, özel danışman falan çalıştırmıyor.
Milletvekillerinin kendisine tahsisli ayrıca 3 araç hakkı var. Hepsi kendilerine ait olmak zorunda değil. Vekillerimiz bu tahsisi genel olarak Ankara’da bir araç ve kendi seçildikleri illerde bir araç olarak kullanıyorlar.
Ayrıcalıklar bununla da sınırlı değil. Meclisteki yemek ücretleri de çok komik. Örneğin medyaya da yansımış bir habere göre; TBMM Lokantası'nda 8 kişilik grup, çorba, kuzu şiş, köfte, salata ve tatlı yedi ve 1.082 lira hesap ödedi.
Kamuda bakan yardımcısı, danışman, genel müdür vs gibi üst düzey görevlere atanan siyasilerin de buna benzer hakları söz konusu. Ayrıca bu kişiler, kamudaki şirketlerin yönetim kurullarında görevlendirilerek de huzur hakkı ismiyle büyük gelir elde ediyorlar. Hatta aynı kişilerin bir kaç şirkette görev almaları sağlanarak gelirleri daha da artırılıyor. Bunun yanında bu görevlere liyakati uygun olmayanların atanması meselesi ise ayrı bir tartışma konusu.
Mahalli idarelerde seçimle veya atama ile gelip, görev yapan siyasilerin ücret konusuna ise inanın yer ve zaman kalmadı. Ama şunun bilinmesinde fayda var, aynı tür düşünce tarzı orada da devam etmektedir; kamu kaynakları, yani bize, halka ait kaynaklar, cüretkar biçimde ve halka hesap vermeksizin siyasi kişiliklerce rahatlıkla kullanılmaktadır. Ki ben sadece bugün resmi gelirlerden bahsettim, bir de corruption kapsamındaki gelirler var ki, onların yanına hiç yaklaşamazsınız!
Elbette her siyasi kişinin aynı davranış içinde olduğunu kabul etmemiz mümkün değildir, içlerinde dürüst ve böyle bir düzeni kabul etmeyen bir çok değerli siyasi de ülkemizde mevcuttur. Ama genelleme yapıldığında; ya bu hakların yasal açıdan kendisine tanınması nedeniyle zaafiyete düşerek bunları kabul eden, yada zaten bu haksız talan düzeninden istifade etmek için siyasetçi olan kişilerin çoğunlukta olduğunu söylemek de oldukça mümkündür. Çünkü hiç bir gelişmiş ülkede yaşanmayan bu haksızlıkları değiştirmek için, ülkemizdeki hiç bir siyasi partinin harekete geçtiğini malesef göremiyoruz. Çünkü ülkemizdeki siyaset bu kanallardan besleniyor!
Sonuç olarak bana sorulan soruya dönersem; yani “siyasilerin neden halktan kopuk yaşadığı ve vatandaşın çektiği ekonomik sıkıntılara ilgisiz kaldığı” tespitinin cevabı ise, yukarıda sıraladığım tespitlere ve ülkenizdeki yaygın corruption’a dayanmaktadır. Siz hiç bir Patron’un işçisinden kopuk yaşamadığını ve onun çektiği ekonomik sıkıntılara ilgi duyduğunu gördünüz mü!
Bu yapısal sorunların düzelmesinin tek çözümü; önce eğitim ve kültür düzeyi yüksek grubun, sonra halkın bilinç düzeyinin yükseltilerek, verdiği verginin nereye harcandığını ve kamuya -yani halka ait- kaynakların nasıl kullanıldığının hesabını sorma yetisinin kazanması gerektiğidir. Yani önce iktisadi okuryazarlığı, sonra durum farkındalığı, sonra da ulusal bilinç düzeyi artırılmalıdır düşüncesindeyim.
Yorumlar