Farkındaysanız toplumda değer yaratma kapasitesi yüksek olan insanların büyük çoğunluğu, sosyal ve siyasal faaliyetlerden elini ayağını çektiler, hatta toplumla aralarına mesafe koydular. Bu durum gelişmiş ülkelerle aramızda oluşan 300-400 yıllık fasılayı kapatmak konusunda ülkemiz için büyük bir kayıptır. Öte yandan maalesefki hangi düşünce, ideoloji ve inançda olduğunun önemi olmaksızın toplumumuzun aynı sistematik ile düşünüyor hale dönüşmesi nedeniyle, artık daha kolaylıkla manipüle edilebilen kitleler her geçen gün sığ politikacıların popülist rüzgarlarları ile savruluyor ve diğerlerine ihtiyacı olmadığını düşünüyor. Bu olumsuzlukların bedelini ödemeye gelince de, hiç kendinde bir kabahat aramadan rahatlıkla bunların suçunu en kolay yöntemle başka yerlerde arıyor ve egolarını tatmin etmek için durmaksızın ahkam kesiyor. Oysa maalesef geçmişten gelen yolsuzluk (corruption) alışkanlıklarımız nedeniyle çürüme aşamasına gelmiş bir haldeyiz ve az gelişmişliğimizin sorumlusu bizatihi toplumun taa kendisi olduğunun farkında bile değiliz.
Az sayıda olduğunu düşündüğüm sahada görünür olan bazı dürüst ve ahlaklı entelektüeller ise, toplumla ters düşmeme çabası içerisinde hareket ederek, gerçekleri söylemek yerine egolarına yenilmiş görüntüsü çiziyorlar. Toplum için farkındalık yaratma ve bir şeyler üretme çabasında olan insanlara en büyük baskı ise, corruption’a sebep olan egemen unsurlardan daha fazla bizatihi toplumsal kültürümüzden geliyor. Fakat bilimsel kabul gören bir gerçek varki; topluma fayda sağlamaya çalışan grupları oluşturamayan ülkelerin, gelişmiş ülke düzeyine ulaşması asla mümkün değildir.
İşte bu önemli meseleye bir nebze ışık tutabilmek ümidiyle ülkemizin gelişmişlik düzeyini baltalayan “Yolsuzluk” olgusunun ne olduğu ve bununla nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda gerek yurt dışında katıldığım bu alandaki uluslararası konferans ve seminerlerden, gerekse kişisel birikimimle oluşturduğum çalışmamı sizlerle daha önce paylaşmıştım.
Çalışmamda görebileceğiniz gibi, yolsuzluk sadece rüşvetle sınırlı bir şey değildir, kültürümüzden kaynaklı olduğu için farkında olmadan yaptığımız bir çok davranış, esasen yolsuzluk tanımlamasına giren hususlardır. Ayrıca insanın olduğu her yerde yolsuzluklarla karşılaşılabilir, fakat gelişmiş toplum/ülkeler ile gelişmemiş olanlar arasındaki fark; ilkinde bu tür olumsuzluklar münferittir ve toplum bunlara hayli duyarlı iken, az gelişmiş olanlarda çok yaygındır ve toplumun duyarsızlığı sonucu çürümüşlük göze çarpar.
Şunu özellikle belirtmek isterim ki sizinle paylaşmış olduğum çalışmamda hiç bir kimse veya kurum hedef alınmamaktadır, maksadım sadece durum farkındalığını artırmaktır. Diğer yandan toplumumuzun bu konuda çok bilinçli olmadığı düşüncesini taşıyorum. Malumunuz bildiğimizi sandığımız şeyler ile gerçekte bildiklerimiz arasındaki farkın bilincine varmak, görüntü ve gerçek
arasındaki ayrımı yapabilmenin ilk koşuludur. Kendi bilgi birikimimizin ve kanaatlerimizin gerçek olduğu konusunda ısrar etmek yerine, karşılaştığımız yeni bilimsel şeylere dikkat edip, yerleşmiş düşünce
alışkanlıklarımızın hatalı olabileceğinin farkında olursak tekamül edebiliriz düşüncesindeyim.
Yorumlar